Sessizce düşen Eylül yaprakları gibi gel bana, Tane tane, olduğun gibi gir hayatıma. Usulca savrul hiç ummadığım bir anda. Sen gibi gel, Sadece bana. Umudun da ben olayım, Çaresizliğinde ki çaren de. Sen ya da Ben değil, Biz olsak yine seninle, Belki de hiç gelmeyecek bir Eylül’de. Sorma bana!.. Neden hep Eylül diye. Tülin Erol Eylül 2025/ İstanbul
DevamıŞiir
Bir Eylül Meselesi
Bir Eylül Meselesi Hoş geldin, on bir ayın gelincik çiçeği… Sen gelince yakıcı sıcaklar küser, bunaltıcı nem hayıflanır seni görünce. Gelişinle yüzümüzü okşayan serin rüzgâr ne zarif… Başlı başına bir mevsimin başlayan o tatlı telaşlarını öyle özledik ki! Okulların açılma heyecanı, minik öğrencilerin kitaplarını kaplama sevinci… Annelerin konserve hazırlıkları, öyle huzur ki. Ağaçlar, sararmış yapraklarını yollarımıza sererken yeniden can bulmak …
DevamıDönence
Dönence … Git artık bu şehirden, nefes alsın o rüya gökyüzünde dolaşan kara buluttur veda gelsin artık ufuk çizgisindeki beklenen kavga ise ne güzel/mutluluksa ne ala… Kaldırımlar usanmış/artık/bastığın yerden sokaklar hep uslanmış, yarattığın kederden yıkılsın ol zulmü mukadder ki/geceden misali ay ne güzel/güneş ise ne ala… Beyaz bulutlar göçer, yıldızlar gelir geçer zifirden hep ıslanmış lal dudaktadır kara yit artık …
DevamıDîdâr-u Râz
Dîdâr-u Râz Pencereden bakan o göz, kiminsin sen, kiminsin sen Hangi vakitlerde ırak, hangisinde deminsin sen Gel de göreyim cemalin, sileyim varsa vebalin Gece uykuda avare, salın da gel şafağıma gündüzüm-sen/günümsün sen… Ay ışığından ne fayda/güneş sabahla hayhayda Belki zifirde koşulmaz, tay tay duran emek-mi-sen Uzat tutayım elini, sarayım ince belini Hece sokuda virane, mısralarda yürek-mi-sen… Alını al eyleyeyim, morunu …
DevamıKök ve Rüzgâr
Kök ve Rüzgâr Hedefin izinde ilerleyen adımlar, Hevesin rüzgârında savrulanlar. Biri zamanla kök salar toprağa, Öteki rüzgârla savrulur, ufukta kaybolur. Bir gemi demirledi sessizce kıyıya, Ufukta bir liman belirdi; Sessiz bekleyişin izi, zamanın ötesinde, Sabırla yoğrulan bir varoluşun sessiz nefesi gibi. Dokunduğum her yere izim kalıyor; Varlık, kendi derinliğinde nefes tutuyor, Kökleriyle sabit, yaprakları rüzgâra açık. Yutkunmak zor, insan kalmak …
DevamıHanperi
Hanperi Yazar- Şair : Beyza Nur Aykanat Dün öğrendim Bir ada vapurundayken Hiç tanımadığım bir beyefendiden Büyük büyük nenemin Ermeni olduğunu. * Dün öğrendim Uzunca araştırıp bulamadığım Adının anlamını: Sabırmış, sabretmekmiş. Her Anadolu kadınının kaderi gibi Hanperi de sabretsin diye bu dünyaya gelmiş. * Dini değişmiş, ırkı değişmiş, Rolü değişmemiş; bizden biriymiş. Karış karış acı dolu topraklarda Yaşamış, yitmiş, gitmiş. …
DevamıYüreğimle Sendeyim
Kara Kalem : Mehmet Mücahit Yurteri Dağlar gibisin. Mevsimleri gezersin. Bazen sis gibi. Bazen de yemyeşil. Hülasa sımsıcaksın, soğuk değil. Dahası bulut gibisin. Yeşilin üstüne çökersin. Sabahları çiğ atarsın. Susayan çimlere, otlara, ekine. Kırlarda koşarsın özgürce. Mevsimleri yaşarım, seninle. Her an sendeyim, yüreğimle. Bazen sese benzersin. Yüreğime vurur sözlerin. Ruhumda dalgalanır, dizelerin. Bazen tarlada, ay çiçeğisin. Güneşi takip edersin. Hep …
DevamıKafile
Kafile … biz yine yokuz hikayenizde… oysa ki unutulmasın diye iz bırakmıştık eski kitapların önsözlerine devirmiştik sahaftaki tozlu raflarını tüm hüzünlerin… epeyce sarhoşuz hayatın dönülmez seferinde… herkese uyar ise, yerinde dursun artık bu kafile azıcık soluklansın yorulanlar… ey sorgusuz sözcükler, sürgüsüz kapılar ya siz niye çoksunuz/kısacık ömürde… Bülent Öntaş, 26/08/2025
DevamıAciz
Aciz Gerçeğin örtüsü sahte öğretiler içinde Hakikat ile yanıp tutuştuğumuz… Öykünmelerimiz yarım kalmışlığımıza… Bilinmezliğe iç çekişlerimiz… Sahtesini koyup aslını unuttuğumuz Bilginin kirletildiği zaman yitik… Gök delik puslu sular akıyor Aciz kullara derman gerek! Beşer toprağın üstünde zulme mahkûm… Bu mecralarda yok sevgi, alaka… Gazze semalarında tüterken vahşetin dumanı Utanç duvarları yıkık, çatlamış onur… Kan dökmek için açılmış tezgâh! Dünyanın bir …
Devamıİyilerin Cehennemi
İyilerin Cehennemi (20.08.2025 vefat eden dostum Mine’ye) Sen gittin, boğazım yangın yeri. Kırk üç yıllık yaşamında keder hırkasını kime bıraktın? Arkadaşım, dostum, vicdanlı en çocuksu yanımdın. Gidişin ruhumun derinliklerini dağladı. Yüzleşemedim vedana amma, çok ağladım ardında; sensizliğe mi, yoksa hiç mutluluğu tanımamış yaş döken gözlerine mi? Çok şey değildi aslında; istediğin, fincanda iki kahve, bir muhabbet idi. Olmadı, olamadı. Hepsinin …
Devamı
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi
