Yazı serisinden dört ismi geride bıraktık. Başlamadan önce hatırlayalım: Sürûrî, İzzet Molla, Leylâ Hanım ve Bayburtlu Zihnî. Sürûrî, ebced hesabıyla tarih düşürme tekniğindeki eşsiz ustalığıyla önem arz ediyordu. Keçecizâde İzzet Molla ise, klasik divan dilinin saray çevresine hapsolmuş üslubundan uzaklaşıp halka yakın, sade bir dil kullanmasıyla; üstelik sürgün hayatını gerçekçi tasvirlerle, neredeyse bir anı-roman tadında anlatmasıyla öne çıkıyordu. En önemli …
DevamıTürkan Beyaz
Bayburtlu Zihnî / Heceyle Ölümsüzleşen Adam
Yazılarımı takip edenler bilir, yeni bir seriye başladım. Bu seride ele aldığım ilk üç isim “19. Yüzyılın İlk Yarısı” yani Tanzimat’a hazırlık dönemi kuşağından geliyor. Amacım o günden başlayarak edebiyat alanında çalışmalar yapan isimleri biraz daha yakından tanımak ve bugün bizlere katacağı fikirleri üzerinde biraz da olsa düşünmeyi sağlamaktır. Neticede insan farklı düşünürleri okudukça, farklı kalemlerin izini sürdükçe, dünü, bugünü …
DevamıLeylâ Hanım- Varolabilmek İçin Bir Başkaldırı
Yine farklı bir kalem, yine heyecanlı bir yazı diye düşünüyorum. Dönem kaynaklarını araştırdığımda iki farklı “Leylâ Hanım” ile karşılaştım. Biri bu yazıda ele aldığım 19. yüzyıl divan şairi Leylâ Hanım’dır; diğeri ise çok daha sonraki bir dönemde (1850-1936) yaşamış, besteci ve harem anıları yazarı olan Leylâ Saz’dır. Bu iki isim sıkça birbirine karıştırılmaktadır. Ama ben bu ayrımı en başında yazdım …
DevamıKeçecizade İzzet Molla-Devrinin Yaşayan Romanı
Sürûrî ile başlayan yolculuğuma bu hafta İzzet Molla’nın hayatı ve edebi eserleriyle devam edeceğim. Sürûrî’yi öne çıkaran şey, ebced hesabı ile yazdığı, tarihsel bir arşivleme yöntemi niteliğindeki şiir ve yazılarıydı. Eserleri: Dîvân (Neşât-engîz), Hezliyyât (Mudhikât-ı Sürûrî-i Hezzâl) ve Sürûrî Mecmûası’dır. Şimdi İzzet Molla’ya bakalım. İzzet Molla, 18. ve 19. yüzyıl arasında bir köprü görevinde ve Tanzimat dönemi öncesi isimlerden biri …
DevamıSürûrî- Zamanı Harflerle Tutan Adam
Şimdi sizi inanılmaz bir isimle tanıştırıyorum, hazır mısınız? Sürûrî, 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başında yaşamış, Tanzimat öncesi edebiyat dünyasının bir ismidir. Felsefeyle uğraşan biri olarak, edebi kalemlerin düşünce şeklimizi de inşa ettiğini düşündüğüm için bu seriyi hazırlamaya karar verdim. Amacım, dönemin isimleri yanında onların hayata bakışlarını ve düşünce sistemimize kattıklarını ortaya koymak. Sürûrî’nin tam adı Seyyid Osman’dır; 2 …
DevamıHayri İrdal Bugün Kim Olurdu?
Kitap okumak ufkumuzu genişletir. Peki bir kitap hakkında yazılmış akademik bir çalışma? Bu, kitabın kendisinden çok daha farklı bir kapı aralar zihnimize. Çünkü bir araştırmacı, bizim sezgisel olarak hissettiğimiz ama adlandıramadığımız şeyleri kurama bağlar; dağınık duygularımızı bir çerçeveye oturtur. Geçen hafta, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü Thomas Bernhard’ın Kireç Ocağı ve Bitik Adam’ıyla karşılaştıran Hazal Yürüklü’nün yüksek lisans tezini …
DevamıZihinsel Obezite
Bugün hangi köşeyi dönsek, hangi ekrana baksak aynı şeylerle karşılaşıyoruz. Mükemmel biçimde hazırlanmış içerikler lakin emek sarf edilmemiş hissiyatını sonuna kadar yaşatan ve hatta artık her şeyin tam da bu nedenle aynılaştığı paylaşımlar… Yapay zekanın ve dijital araçların hayatımızın merkezine kurulmasıyla birlikte, gerek sanatta, gerek edebiyatta, gerekse görsel sistemlerde teorik olarak “kusursuz” işlerin üretilebildiği bir çağın içindeyiz. Bu yapay kusursuzluğun …
DevamıKutlu Olsun mu, Gerçekten?
Bugün anneler günü. Sosyal medya dolup taşıyor çiçeklerle, pastalarla, “en güzel varlık” gönderileri ve hikayeleri ile… Toplum bir gün için anneliği kutsallaştırıyor “ geri kalan üç yüz altmış dört gün” boyunca ne yaptığını görmezden gelerek. Ama ben bugün başka bir şeyi düşünüyorum. Anneliği kutsal ilan eden aynı toplum, doğum masasında öldürülen kadınları kaç gün gündemde tuttu? Lohusalık depresyonuyla yalnız başa …
DevamıZor Zamanlarda İnsan Kalabilmenin Beş Yolu
Neden bu konuyu seçtim? Çünkü son dönemde hepimizin birçok olumsuz durum veya olayların içinde kaldığını veya haberlerde, sosyal medya mecralarında önümüze düştüğünü gördüğümüzde, zorlandığımızın farkındayım. Zaman zaman umudumuzu yitirdiğimiz, devam etmekte güçsüz hissettiğimiz ve hatta her şeyden vazgeçmek isteğinin olduğunun da farkındayım. Yıllardır okuduğum, araştırdığım ve gözlemlediğim şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. Hem kendime bir hatırlatma , hem hepimize ilham olmasını …
DevamıHiciv Sanatı ve Linç Kültürü Üzerine
Hiciv (satire), bir kişiyi, bir olayı veya toplumun aksak yönlerini iğneleyici, alaycı ve bazen de sert bir dille eleştiren edebi bir tutumdur. Hicvin etimolojisi incelendiğinde, Batı dillerindeki karşılığı olan “satire” kelimesi, Latincedeki “çeşitli meyvelerle dolu bir kap” anlamına gelen “satura”sözcüğünden türediğini görmekteyiz.Arapçada ise “hecv” veya “hica” kökünden gelmekte olup “birini şiir yoluyla gülünç duruma düşürmek, yermek” anlamlarını taşımaktadır. Hiciv sanatının …
Devamı
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi
