Sürûrî’den başladığım köşe yazısı yolculuğumda şimdiye kadar ele aldığım isimleri hatırlatarak bu haftaya başlayalım. Sürûrî, şiir ve yazılarına ebced hesabıyla tarih düşürmenin ustasıydı. Keçecizâde İzzet Molla, sürgün hayatını bir anı-roman gibi anlatan, devrinin romanını yaşayan adamdı. Leylâ Hanım, var olabilmek için verdiği bir başkaldırının sembolüydü. Bayburtlu Zihnî, aruzla yaşamak isteyip heceyle ölümsüzleşen bir isimdi. Encümen-i Şuarâ, sekiz ayda dağılan ama …
DevamıTürkan Beyaz
Ahmet Midhat Efendi
Günümüzde, 19. Yy’da Osmanlı’da Kadın Yazarları Savunan İsimleri Tanıyor muyuz? 19. yüzyılda, kadınların yazarlığının dahi tartışma konusu olduğu dönemlerden birinden bahsediyorum. “Kadınlara imkân sağlanırsa erkeklerden geri kalmazlar” diyerek ve hatta bunu kendi gazetesinde yazarak, kadınlara destek çıkan kişi kimdir? Bu kişi, Ahmet Midhat Efendi’dir. Bugün- ağırlıklı olarak edebiyatçıların- onun adını duyduğumuzda aklımıza genelde “Hâce-i Evvel” (İlk Öğretmen) unvanı, kalın romanları …
DevamıŞemsettin Sami
Şemsettin Sami Ahmet Vefik Paşa’dan sonra, çeviri dünyasının önemli bir isminden bahsetmek istiyorum. Şemsettin Sami. İkisini yan yana yazıyorum çünkü ikisi de aynı dönemde, aynı meseleyle (Batı’dan bir eseri Türkçeye nasıl taşımalı?) uğraşmış, ama tamamen zıt yöntemler seçmişlerdir. Ahmet Vefik Paşa eseri yerelleştirip sahiplenirken, Şemsettin Sami tam tersine, orijinal metne birebir sadık kalmayı tercih etmiştir. Hatta bu yüzden kendi dönemi …
DevamıAhmet Vefik Paşa
Bugüne kadar yazdığımız isimler, Tanzimat dönemini hazırlayan isimlerdi. Encümen-i Şuarâ’dan sonra sıra Ahmet Vefik Paşa’ya geldi. Onu, özellikle bu dönemle ilgili bilgisi olmayanlar için yakından tanıtmak, onun farklı yönlerini buraya aktarmak istiyorum. Belki bu şekilde, o dönemin isimlerinin nasıl katkılar sağladığını ve neyle mücadele ettiğini daha yakından görebilir, anlayabilirsiniz. Ahmet Vefik Paşa’nın bize kattığı en önemli şeylerden biri, Türkçenin Arapça …
DevamıEncümen-i Şuarâ
Yazı serisinden dört ismi geride bıraktık. Başlamadan önce hatırlayalım: Sürûrî, İzzet Molla, Leylâ Hanım ve Bayburtlu Zihnî. Sürûrî, ebced hesabıyla tarih düşürme tekniğindeki eşsiz ustalığıyla önem arz ediyordu. Keçecizâde İzzet Molla ise, klasik divan dilinin saray çevresine hapsolmuş üslubundan uzaklaşıp halka yakın, sade bir dil kullanmasıyla; üstelik sürgün hayatını gerçekçi tasvirlerle, neredeyse bir anı-roman tadında anlatmasıyla öne çıkıyordu. En önemli …
DevamıBayburtlu Zihnî / Heceyle Ölümsüzleşen Adam
Yazılarımı takip edenler bilir, yeni bir seriye başladım. Bu seride ele aldığım ilk üç isim “19. Yüzyılın İlk Yarısı” yani Tanzimat’a hazırlık dönemi kuşağından geliyor. Amacım o günden başlayarak edebiyat alanında çalışmalar yapan isimleri biraz daha yakından tanımak ve bugün bizlere katacağı fikirleri üzerinde biraz da olsa düşünmeyi sağlamaktır. Neticede insan farklı düşünürleri okudukça, farklı kalemlerin izini sürdükçe, dünü, bugünü …
DevamıLeylâ Hanım- Varolabilmek İçin Bir Başkaldırı
Yine farklı bir kalem, yine heyecanlı bir yazı diye düşünüyorum. Dönem kaynaklarını araştırdığımda iki farklı “Leylâ Hanım” ile karşılaştım. Biri bu yazıda ele aldığım 19. yüzyıl divan şairi Leylâ Hanım’dır; diğeri ise çok daha sonraki bir dönemde (1850-1936) yaşamış, besteci ve harem anıları yazarı olan Leylâ Saz’dır. Bu iki isim sıkça birbirine karıştırılmaktadır. Ama ben bu ayrımı en başında yazdım …
DevamıKeçecizade İzzet Molla-Devrinin Yaşayan Romanı
Sürûrî ile başlayan yolculuğuma bu hafta İzzet Molla’nın hayatı ve edebi eserleriyle devam edeceğim. Sürûrî’yi öne çıkaran şey, ebced hesabı ile yazdığı, tarihsel bir arşivleme yöntemi niteliğindeki şiir ve yazılarıydı. Eserleri: Dîvân (Neşât-engîz), Hezliyyât (Mudhikât-ı Sürûrî-i Hezzâl) ve Sürûrî Mecmûası’dır. Şimdi İzzet Molla’ya bakalım. İzzet Molla, 18. ve 19. yüzyıl arasında bir köprü görevinde ve Tanzimat dönemi öncesi isimlerden biri …
DevamıSürûrî- Zamanı Harflerle Tutan Adam
Şimdi sizi inanılmaz bir isimle tanıştırıyorum, hazır mısınız? Sürûrî, 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başında yaşamış, Tanzimat öncesi edebiyat dünyasının bir ismidir. Felsefeyle uğraşan biri olarak, edebi kalemlerin düşünce şeklimizi de inşa ettiğini düşündüğüm için bu seriyi hazırlamaya karar verdim. Amacım, dönemin isimleri yanında onların hayata bakışlarını ve düşünce sistemimize kattıklarını ortaya koymak. Sürûrî’nin tam adı Seyyid Osman’dır; 2 …
DevamıHayri İrdal Bugün Kim Olurdu?
Kitap okumak ufkumuzu genişletir. Peki bir kitap hakkında yazılmış akademik bir çalışma? Bu, kitabın kendisinden çok daha farklı bir kapı aralar zihnimize. Çünkü bir araştırmacı, bizim sezgisel olarak hissettiğimiz ama adlandıramadığımız şeyleri kurama bağlar; dağınık duygularımızı bir çerçeveye oturtur. Geçen hafta, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü Thomas Bernhard’ın Kireç Ocağı ve Bitik Adam’ıyla karşılaştıran Hazal Yürüklü’nün yüksek lisans tezini …
Devamı
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi
