Hacer Taşdemir

Hacer Taşdemir

Bir Nefes Ötesi

Ufukların seyrinde bulurum seni, Tek busenle ayaklarımı yerden kesecek kadar Tutkulu ve bir o kadar da berrak, Sonsuzluğu yaşayacak kadar cesur… Yaprakların kuytusunda sığınırken bilirim seni, Çınar yaprağına fısıldarım yarınları. Hem ağacın kökü kadar sağlam Hem de bir sözle kırılacak kadar narin… Issızlığın sinesinde yiterken duyarım seni, Ruhuma sinecek kadar yakınsın bana. Tenin tenimde kesişen iki yarım, Aynı nefesle akar …

Devamı

Mürekkebin Asil Mührü

Zamana meydan okuyan hakiki bir kelamın haysiyetine sığınmak, sanal yüzeyselliğin ve geçici kabullerin egemen olduğu bu çağda kaçınılmaz bir duruştur. Yazarlık, kâğıt ile mürekkebin birleşmesinden doğan teknik bir süreç değil; dünyayla, insanla ve dille kurulan derin bir hesaplaşmadır. Yazar, bu hesaplaşmanın getirdiği varoluşsal düşünceye ne kadar dâhildir? Bir yazıyı yazarken kelimeleri ne kadar tanıyor, onların doğurduğu duyguları ne kadar yansıtabiliyordur? …

Devamı

Aynı Gökte İki Gölge

Tutunup bir ömrün gölgesine, Bir gönle yaslanmak gerekirken; Omuzlara basıp yükselmeyi Var olmanın yolu sandı insan. Bağ kurmayı bir yük sayarak Ördüğü duvarlara yaslandı. Sırtına basıp geçtiği her ömrü Bir basamak sanırken, Sığındığı o karanlığın Zindanı olduğunu bilmeden Tüketti günlerini. Kalabalığın arasından geçerken Adımlar biraz daha hızlandı. O suskunluğun bıraktığı sızıyla Yorgun bedenler rüzgâra yaslandı. Yüzlerde açan tek bir tebessüm …

Devamı

Sükût Dikeni

Kapı yüzüme kapandığında tek bir sözcük asılı kaldı havada: “Haklısın.” Yazın ortasıydı ama odanın soğuğu kemiklerime işliyordu. Haklıydım. Bu zaferin avuntusuyla içimdeki karları izledim. Beyaz yağıyor, değdiği yerde kızıla dönüyordu. İki insan arasına soğukluk girip duvarlar örüldü mü güneş içeri girmekle uğraşmazdı. Pencereye yürüdüm. Dışarıda can yakan bir aydınlık vardı. Güneş sırf haklıyız diye elini uzatır mıydı bize? Kimin yanında …

Devamı

Sol Yanın Dört Rengi

Yanaklarım sırılsıklam, Kalbin o dinmeyen sancısı Gözyaşıyla doğurur acıyı. Ruhumda açılan yarıklar Derin izler mühürler geceye. Zamanın koyuluğunda, Demli bir gece… Kalbe sızan karanlık, Derinleşen sessizlik Kuşanır kendi giysilerini. Tam bu anda, Aşkın rengini sorarsan eğer: Dört renk birden sarar Göğsümün sol yanını. Süzülür kanayan gözlere. Sürme çeken ellerimle Ateşe dönüşür düşen her damla. Bu yangının tam kalbinde, Göğsümün ortasına …

Devamı

Ebedi Bir Mühür Olarak Ölümün Asaleti: Frankenstein

Mary Shelley’nin 1818’de yayımladığı Frankenstein ya da Modern Prometheus, sadece bir korku hikâyesi değil; bilimin sınırları, insanın yaratma arzusu ve toplumun dışlanmışlığa verdiği tepki üzerine yazılmış derin felsefi bir romandır. Bu trajik yaratım arzusunun kökenlerini anlamak için Mary Shelley’nin kendi hayatına bakmak gerekir. Shelley’nin yaşamı adeta bir kayıplar silsilesidir: Doğarken annesini kaybetmiş, üç bebeğini toprağa vermiş ve en sonunda büyük …

Devamı

Rüzgâra Direnen Can

Hayatın nakşı birleştirir ayrı olan sevdayı, Sarar bütün rüzgârlara rağmen gönle düşen yaprağı. Dokunur ruhum gökyüzünün muammasına, Sonsuzluğa akar gözlerim, canın canda hayat bulduğuna. Güneş vurur gönlüme, gölgen vurur kalbime, Batıdan batmaz olur , hep doğudan doğar can. Can sana uğrar, canına can olmaya gelir, Ey can, gönlüne konan kuştan haberin var mı? Can nakdi verilmişse bil ki sevdadan yanadır …

Devamı

İkiye Bölünen Sessizlik

Göğüs kafesimde sıkışmış iki kelime, sessizliğe ahdetmişti. Sokaklar kalabalıktı ama içim yapayalnızdı. Bağırınca herkes bakıyordu; fakat ben, kalabalığa perde çekip benliğimi gizliyordum. Suskun kelimeler bedenimi ele geçirmişti. Gitmek mi zordu, kalmak mı? Kalabalıklar arasında yankılanan sorularla günler geçerken, sessizlik can yoldaşım oldu. Ardında bıraktığın her gözyaşı damlası, kıyıda yarım kalmış bir hikâye bıraktı. Artık giden gelir mi bilinmez; ama kalan, …

Devamı

Özgürlüğün Bedeli: Sorumluluk

Özgürlük, insanın her türlü dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine ve kendi düşüncesine göre karar vermesi durumudur. Bu kavram, insanın yaşam serüvenine hoş bir seda olarak girmekle beraber; duyulduğu andan itibaren bireyde anlamsız bir özgüven hissi uyandırmıştır. Zamanla, her istediğini yapan ve dilediğince yaşamayı sürdüren birey, bu düzeni hayatın merkezine yerleştirmiştir. Hiçbir canlıya anlam yüklemeden yaşamaya devam eden bireyler, özgürlüğün …

Devamı

Cemre Âb-ı Hayata Düşer mi?

Aşkı beklerim, baharı bekler gibi; Her vakit bir zemheri sonrası, Açmayı bekleyen papatyalar misali; Bir parça yağmur ve ılık esinti Karşılasın noksan olan sevgiliyi. Levh-i kalem uykusuz nöbetini, Yaradan’a teslim olmuş beklerken, Gözleri şişmiş hâlde Gecenin sırdaşı gökyüzü, Bizden olana sahip çıkarken, Sessizce payımıza eşlik etmek düşer. Cana yoldaş olan nöbet tutar, Uykusuz geceler şems olur. Bir nebze can bulan …

Devamı