Nesli Han

Nesli Han

Necmi Amca

Bazı camların hemen öbür yanında Necmi amcalar vardır. Kim olursan ol yine de gel diye bağıran Mevlana’nın hoşgörüsü çarpar içinde. Elin iğnesiyle ancak can yakılır derlermiş ama o, gönüldeki en büyük yarayı bile birleştirendir koşulsuz sevgisiyle. Lokman Hekim’in gizli elidir; yetmediğinde nefesi, dokunamadığında sesi, kimin bulaştıysa çamura heybesi, Hızır’ın kundağına sarılır özleminde yalnızlığının. Gönüller yapmaya geldim diyen Yunus’un ritmi vardır …

Devamı

Pamuktan Kaleler

Düşlerimizi inandırdığımız ilk yalanda, tüm berrak suların sevgisizliğe aktığını hatırlarız. Aslında, modern insanlığın en utancını en olmaz trajedisini yaşatıyor. En şaşaalı, en vurucu ambalajları taşıyor egoları yetersizliğinin. Tüm bahçeler cennetin en saklı kıyılarına açılır sanırken sarraflar, en nadide elmaslarını savuruyor kimsesizliğe. Karatı en yüksek elmasları takıştırmak uğruna, ufacık tebessümlere, samimiyete, doğruluğa aç yüksünüyor. Vitrinleri dolduran o pırlantaları, dallardan koparılan gerçek …

Devamı

Gözyaşı Kurağı

Vuslattan gelirse yalnızlık, başka nereye sığınırsın? Her mevsiminden bir yaprak daha yolunduğunda ağaçları karanlık. Cam silüetinden seyredemiyorsun martıları. Güneşleri, burukluğunu kesiyor tünellerinin. Geçmişte durulmayan o trendesin. Meçhule akan hatıraları, acılarından geçiyor her durağı. Sevdiklerin damlıyor kapılarından bir bir! Tutamıyorsun! Kendini bıraktığın tüm şehirde, kimsesizliğin ayazı yutuyor hislerini. Doğrulamıyorsun! Köreldiğin kuyulardan gürlüyor zaman. Şimdi, rüyalar görüyor yalnızlığını. Vagonlar daralıyor ağlamalarında. Yalnızca …

Devamı

İnsansızlık Tuvali

Resim : Özlem Korkmaz Herkesin kendi hükmünü biçtiği tuvallerde yalanlardan gerçeği bulabilmek, en merhametsiz yüreklerden başının okşanmasını aramak gibi. Herkes, kendi ellerindeki fırçayla, utanmazlığı canlandırıyor. Namusunu, alın terini topladığın her daldan, en keskin, en kırılmış savuruyorlar en yakıcı fırtınalarıyla. Kimse kendi körpeliğini gözetmeden, çaldıklarının yansımasıyla ilerliyor dimdik. Kimse kendi tuvalinin rengini akıtmadan siyahlarından bükülmüyor. Kendi masalını çizerken herkes, hep başkalarının …

Devamı

Dizelerin Anne Sesi

Dünya, annenin payına hep teslimiyet ve direniş biçendir. Oysa tek bir soru var aklımda: Onarılamaz bir mücadelenin kıvrımında dizlerini vuruşturmak mıdır fedakarlık? Puslu, sisli gecelerde yük sırtlanmak mıdır sahiden binlerce kurdun pusuda yattığı yabancı mahallelerin köşelerinde. Zamansız yağmurlarında sinmek demişler adına annenin. Her mısrasına, uzuvlarının ağrılarına kendinden vazgeçmeyi beslemişler. O annedir ki değil ekmeği sütü, o karşı konulmaz büyütmeyi ayıklayandır …

Devamı

Vicdan Tezgâhı

Bazı avuçların paslıdır yaşanmışlıkları. Çizgilerini bile yutmuştur zaman zaman dalgaları. Ne çırpınabilmiştir okyanusunda ne can vermiştir tortusunda duvarlarının. Bakmasın, seyretmesin kimse o duvarların nasıl yıkıklaştığını. Nasıl ince örtüldüğünü bağırmasın kimse üşümelerinin. Bazı kapılar çağırmaz çığlıklarını. Susturmaz kanları. O sağır kilitlerin ardında durmak vardır; sinmek bile mükâfatıdır sarsılmalarının. İşte yüklerinde hep büyüyememek vardır. Gözyaşları, o korkutulmalardan sıyrılıp toprağa karışırken çocukluğu hep …

Devamı

Türk Edebiyatında Baba Figürü

TÜRK EDEBİYATI GÖZÜNDE BABA FİGÜRÜ Çocukken dinlediğimiz masallarda merhamet yaşar, insanlık uyanırdı. Yarım kalanlar toplanırdı. Kelimelere ne hacet… Bir bakışa, bir kaş çatışa, bir başı büküklüğe kimsesizliği beraberlik yeşertirdi. Belki de tüm büyüsü, tüm sihri sadece sevgidendi. Sadece babasızlığa tutmazdı o sihirler. Çünkü bizim edebiyatımızda da baba; korkusuzluğu öğrendiğimiz, ilk heyecanı bölüştüğümüz, aynı yaramazlıklara ortak bulduğumuz, ne olursa olsun, asla …

Devamı