Suskundu kelimeler.
Dilimi işgal etmişti.
Çelimsizdi ses telleri.
Solmuş akşam güneşi.
Sevdası suya yansımış.
Mehtabın rengi sararmış.
İmbatlarda yol olmuş.
Bakın sağında erkek.
Solunda ise dişi.
Banka oturmuş iki kişi.
Otlar sarmış çevresini
Ağzında kalmamış dişi.
Otlarda benzemiş onlara.
Oturmuşlar yan yana.
Yağmur da yağmamış.
Yorgun halleriyle sarkmışlar.
Susuzluktan kurumuşlar.
İki kişiyle bakışmışlar.
-Devri tamamladık biz demişler.
-Yağmura kadar hiçiz.
-Sorarlar peki ya siz.
O arada toprak söz alır.
-Bana gelecek onlar.
-Yakında yem olacaklar.
Ufukta buluşmuş kızıl bulutlar.
Afakı sarmışlar.
Gösteriye hazırlar.
Basınca akşamın alaca karanlığı.
Öne eğildi başları.
Düşünüp taşındılar.
Ya cidden terk etmek gerek.
Ya da sorumsuzca gitmek.
İmkânsızlık içinde bikarar.
Bazen gereksiz lakırdılar.
Sessizce boynu bükük kaldılar.
İnsan yapısı da benzer doğaya.
Bağırır çığlık atar haykırır.
Doruklara çıkar nidalar.
Tabiat dinlendirip susturur.
Sahilde yarım kalır hikâye.
Zamansızdır kimine göre.
Kahramanlar dargın boyunlar bükük.
Yel vurmuş zülüfleri dağınık.
Gitmek mi zor? kalmak mı zor?
Ateş içinde kalır olur kor.
Siz bunu birde sorun onlara.
Kalp durunca beden donunca.
Tabii ki konuşurlarsa!
Mehmet Altunay 23/05/2026 Çeliktepe
Bu yazıyı okudunuz mu?
Ziya Paşa
Sürûrî’den başladığım köşe yazısı yolculuğumda şimdiye kadar ele aldığım isimleri hatırlatarak bu haftaya başlayalım. Sürûrî, …
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi

