Yazı serisinden dört ismi geride bıraktık. Başlamadan önce hatırlayalım: Sürûrî, İzzet Molla, Leylâ Hanım ve Bayburtlu Zihnî. Sürûrî, ebced hesabıyla tarih düşürme tekniğindeki eşsiz ustalığıyla önem arz ediyordu. Keçecizâde İzzet Molla ise, klasik divan dilinin saray çevresine hapsolmuş üslubundan uzaklaşıp halka yakın, sade bir dil kullanmasıyla; üstelik sürgün hayatını gerçekçi tasvirlerle, neredeyse bir anı-roman tadında anlatmasıyla öne çıkıyordu. En önemli …
DevamıMakale
Bayburtlu Zihnî / Heceyle Ölümsüzleşen Adam
Yazılarımı takip edenler bilir, yeni bir seriye başladım. Bu seride ele aldığım ilk üç isim “19. Yüzyılın İlk Yarısı” yani Tanzimat’a hazırlık dönemi kuşağından geliyor. Amacım o günden başlayarak edebiyat alanında çalışmalar yapan isimleri biraz daha yakından tanımak ve bugün bizlere katacağı fikirleri üzerinde biraz da olsa düşünmeyi sağlamaktır. Neticede insan farklı düşünürleri okudukça, farklı kalemlerin izini sürdükçe, dünü, bugünü …
DevamıBir Yazar Dünyevi Görüşünü Açık Eder mi?
Bir yazarın gerçek anlamda sanat yapmaya başladığı andan itibaren kendine sorması gereken sorulardan biri şudur; “Siyasi-Politik, İdeolojik ve Dini düşüncelerimi içeren -dünyevi görüşümü- açık etmeli miyim?” Okur açısından düşünüldüğünde ise şu soru kafayı yorar; “Bir yazarın dünyevi görüşü, onun eserlerini okumanız için sizi motive mi ediyor yoksa caydırıyor mu?” İnsani ölçüler bakımından düşünürsek, yazar, şair, ressam… her kim olursa olsun …
DevamıKimdi?
Neden bunu yapıyordum kendime? Bile bile acı çekmek ya da bile bile kendimi bu girdabın içine sokmak… Defalarca aynı yerden yanmaya neden gönüllü oluyordum? Kendime neyi itiraf edemiyordum? Oysa başka seçenekler de vardı. Hayata güzel bakmanın keyfini süreceğim; güneşli ya da yağmurlu bir güne uyanmak, hiç fark etmeksizin tebessümle kalkmak o yataktan… Saçlarının dağınıklığına takılmadan aynada sana bakan kendi gözlerine …
DevamıKurgulanmış Savaşlar
Bugün Ortadoğu’da tanık olduğumuz çatışmaların, ABD ve diğer küresel güçlerin “barış sağlama” iddialarının ardında yatan asıl niyet, gezegenin kaynaklarını yönetme arzusudur. Bu elitist kesimler; artık siyasi otoriteleri de yanlarına alarak din, ırk ve etnik kimlikler üzerinden toplumları manipüle ediyor. Eskiden sadece basını kullanarak yalan haberler yayan, aramıza ajanlar sokan bu yapı, artık dijital kurguları ve sahte önderleri de devreye soktu. …
DevamıHatırlayın!
Edebiyatın, sanatın ve felsefenin dönüştürücü gücüne daima inanırım. Çünkü insan ancak gerçek bir varoluşu, ruhsal ve zihinsel olarak ortaya koyduğu şeylerle hissedebilir. Kendi üretmese dahi okuduğu bir cümlenin altını çizerken, bir tablonun renklerinde göz gezdirirken ya da bir düşünürün fikirleri üzerine kafa yorarken… Bunlara hâlâ inanmaktayım. İnanmasam sanırım yazmayı bir kenara bırakır, düşünmekten de vazgeçerdim. Gelgör ki insan, ne yaşarsa …
DevamıBizim Yaşadığımız Çocuklukta Çocuk Yoktu
Sene 1968, yedi yaşındayım. Her yanı ormanla çevrili, ekinleri diz boyu, ağaçları meyve dolu yemyeşil bir köy ama içindeki hayatlarda mutluluk yoktu. Bahar gelince karlar erimeye başlar, derelerde akarsu sesleri artar, sular coşar, her tarafta otlar yeşerir, çiçekler açar, ağaçlar tomurcuklanır. Kuzu ve kuş sesleri birbirine karışırdı. Sarı çiçekli çiğdemler çıkmıştır, baharı müjdeler. Mantarlar çıkıp bende buradayım derler. Kelebekler zikzak …
DevamıOsmanlı’dan Cumhuriyet’e Bir Mütefekkir: Sadık Vicdani
Osmanlı Dönemi’nin son zamanları ve Cumhuriyet’in ilk bürokrat ve mütefekkirlerinden olan Sadık Vicdani (1866-1939), yakın zamanda bulunan kayıp eserine kadar sadece Tomar-ı Turuk-ı Aliyye serisinin yazarı olarak bilinen bir isimdi. Prof. Dr. İsmail Erünsal’ın bir sahafta bulduğu bu kayıp eser, Prof. Dr. İsmail Güleç tarafından yayına hazırlanarak 2016 yılında gün yüzüne çıkarıldı. Bu eser bulunmasaydı, Sadık Vicdani’nin 20 yıllık emeğinden …
DevamıMuhafazakarlık Gerçekte Neyi Korur?
Dün sevgili Yalın Alpay’ın YouTube’a yüklediği bir videoyu izledim. Onun toplumsal olaylara ve genel olarak yaptığı değerlendirmelerin vizyoner ve farkındalıklı bakış açısını çok seviyorum. Özellikle herhangi bir etiketleme yapmadan, olayları rasyonel bir zeminde geniş bir perspektiften okuyabilmesini ve bunu bizim anlayacağımız güncel örneklerle aktarabilmesini, günümüz okur ve dinleyicileri açısından bir şans olarak görüyorum. Videonun konusu, kadınların neden ve nasıl bastırıldığı …
DevamıYar Diye Geldim
Aşkı didârına açtım elimi, Reddetmez cânânı, yar diye geldim. Günah katran katran sardı hâlimi, Af eyler sevgili, Bir diye geldim. Her şey O’na ayan, görür özümü, Bağışlar günahım bilir sızımı. Senden başka kim çeker ki nazımı? Kanayan sinemi sar diye geldim. Bir mecnun misali yanıyor solum, Kirli emelini serdi bu dilim. Gizli değil, âşikârdır bu kulun, Teslimdir bu cânân gör …
Devamı
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi
