Bir Yazar Dünyevi Görüşünü Açık Eder mi?

Bir yazarın gerçek anlamda sanat yapmaya başladığı andan itibaren kendine sorması gereken sorulardan biri şudur; “Siyasi-Politik, İdeolojik ve Dini düşüncelerimi içeren -dünyevi görüşümü- açık etmeli miyim?”
Okur açısından düşünüldüğünde ise şu soru kafayı yorar;
“Bir yazarın dünyevi görüşü, onun eserlerini okumanız için sizi motive mi ediyor yoksa caydırıyor mu?”
İnsani ölçüler bakımından düşünürsek, yazar, şair, ressam… her kim olursa olsun sanatçı kimliği taşıyan bir insan kendini toplumda soyutlamamışsa, Siyasi-politik, İdeolojik ya da Dini düşüncelere sahip -illaki dünyevi bir görüşe- sahiptir.

Ancak merak edilen konu; bir sanatçı bu düşüncesini söylem ve eylemleriyle açık açık topluma yansıtabilir mi?
Şimdi sırasıyla açıklayalım:

Sanatçılar sıradan bir insan değillerdir. Tıpkı bir Kamu görevlisinin temsil ettiği görev ve yetkiler dahilinde sorumluğu olduğu gibi gerçek anlamda Sanatçıların da temsil ettiği sanatının sorumluluk anlayışı içinde olmalıdır… Zira Sanat kuralları bunu emreder.
Sanatçılar topluma mal olmuş, kitleleri aydınlatan onlara yön veren önder şahsiyetlerdir. Özellikle yazarlar, “Ne yazdıkları!” ile toplumda dikkat çekerler. Daha da önemlisi ise bir yazar-şairin “Ne söylediğinden çok, neyi nasıl söylediği!” dir.

Bir sanatçı özgün olmalı, cesurca yazmalı ancak okura ve sanatına karşıda sorumlu olmalıdır. Yani yalan- yanlış da yazmamalıdır. Edebiyata dair illaki düşünsel kurgular olacaktır, ancak, toplumu yanlış yönlendirecek yazılardan kaçınmalıdır.

Çünkü okur, yazarlara inanır ve onu takip eder…
Bir yazarın yazıp çizmesinde sorun yoktur, asıl sorun dili ile söylemi ve sokaktaki eylemidir.
Bu bakımdan yazının başındaki soruda yer alan “Sanatçının dünyevi görüşlerini dil ve eylemleri ile açıkça ifadesi toplumda dikkat çeker ve yankı yapar…

Sanatın ve Edebiyatın kuralına göre; bir sanatçı Siyasi-politik, İdeolojik ve Dini düşüncelerini açık açık toplum önünde beyan edemez. Ancak bu düşüncesini yazı, şiir, resim vb. yaptığı sanatına yedirebilir. Okur zaten o sanatçının nasıl bir düşünce yapısına sahip olduğunu eserlerinden anlar.
Mesela, ‘en güçlü edebiyat eserlerinden bazıları, açıkça, özünde, yazarın inanç gücünden beslenir. The Jungle, The Stranger ve Germinal gibi eserler, sosyal ve politik inançlardan dolayı açıkça ve özür dilemeden motive olurlar ve bu sayede, buna rağmen değil, başarılı olurlar.’

Eğer sanatçı ideolojik görüşünü dili ile söylerse o zaman taraf tutmuş olur, tıpkı futbol takımı veya siyasi bir parti gibi…
Çünkü topluma mal olmuş sanatçılar, herkese eşit mesafede olmalıdır. Ayırımcı veya bölücü, itici, tutucu söylem ve eylemlerde bulunmamalıdır. Sanatçı demek saygın ve örnek şahsiyet demektir. Toplum, örnek gördüğü sanatçının söylemlerinden incinmemelidir.

Tabii, burada sanatsal açıdan ‘Ahlak’ da sorgulanabilir. Bize göre sanatta da ahlak olmalıdır. Eğer sanat insan için yapılıyorsa insani değerleri göz ardı edemezsiniz…
Bu kurala uymazsa bir sanatçı ne olur, o zamanda toplumun bir tarafı onu takdir edip göklere çıkartırken, diğer bir kesimin de onu eleştirisine maruz kalır ve güven kaybı yaşar.
İşte burada yazımızın başındaki ikinci sorunun cevabı devreye giriyor; yani sanatçı bilinçli olarak da dünyevi görüşünü açıklayabilir. Buna sebep ise maddi kazanç veya popüler olma gibi düşünceden kaynaklı olabilir. Hele de günümüzde hayatın birçok alanında olduğu gibi kültürel yozlaşma, ticari kaygı gibi nedenler bazen etik değerlerin önüne geçebiliyor. Ya da iç içe geçen duygular gibi sanatla siyaseti de harmanlayabiliyor ve kendine farklı bir yön tayin edenler de çıkabiliyor.

Mesela, günümüz popüler yazarlarından Ahmet Ümit, bir TV’ye verdiği söyleşide, günümüz siyaset-politik düşünceleri sosyo-kültürel değerlerle harmanlanması gerektiğini şöyle açıklıyor:
Hangi politik görüşü taşırsanız taşıyın size bir tür at gözlüğü takacağını vurgulayan Ahmet Ümit, ‘O ideolojinin, o politik görüşün penceresinden bakarsınız. Bu bakış da engeller. Oysa edebiyat ya da sanatın kendisi, hayata tutulan bir aynadır. O yüzden de hayatı bütün genişliği içerisinde ele alır. Ama siyaset ve politika hayatın vazgeçilmez bir öğesidir. Burada yer almak lazım…’ Kendi eserlerinde politikayı oluşturacak kültürel doneleri değiştirdiğini anlatan Ümit, şunları ekledi:
‘İster sağ, ister sol olsun. Biz artık şunları kabul etmeliyiz; insan hakları, hayvan hakları, doğa, çevre. Bütün bunlar siyasi partilerin olmazsa olmazı olmalıdır. Ben de eserlerimde bunları vurguluyorum. Dolayısı ile bütün siyasileri etkileyebilecek bir politik faaliyet yürüttüğümü ya da bütün haklı etkileyebilecek politik faaliyet yürüttüğümü söyleyebilirim. Edebiyat hayatı savunduğu için barışı savunacaktır. Sömürüye karşı olacaktır. Bir insanın öteki insan üzerinde baskı kurmasına karşı olacaktır. Sınıfsal baskıya karşı olacaktır. Kaybedenlerin yanında olacaktır. Bunların hepsi aslında politik söylemler ama edebiyatın özel bir dili olduğu için bunu özel bir dille yerine getiriyorum ki çok çok etkili bir şey. Dünyayı olumlu anlamda değiştirmede bunun siyasetten daha etkili olduğunu düşünüyorum.’

Bu konuda sanat ustalarının da kabul gören düşüncesi şu şekildedir; Mutlaka yazar, şairin ressamın yani her sanatçının bir siyasi, ideolojik ve dini düşüncesi yani dünyevi görüşü vardır. Bu görüş ve düşüncesini açıktan futbol taraftarı gibi açıklamak değil, onu sanatına yedirmesi en ideal olanıdır. Profesyonellikte buradadır. İllaki siyasi görüşünüzü seçim zamanı sandığa giderken oy kullanarak yapabilirsiniz, dini ibadetinizi abartmadan kendi mecrasında yapabilirsiniz, ideolojinizi de… ancak bunları yaparken topluma dayatacak kadar üst perdeden göstererek bir tarafı küstürecek şekilde yaparsanız bu sanatınıza ve sanatçılığınıza zarar verir… yazarmehmetballi@gmail.com

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gayrimümkün Haberler

Dünyanın her yerinde, dün gece geç saatlerde başlayan aşk yağışı, kalpleri olumlu bir şekilde etkiledi. …