Şiir

Sevda Ateşi , Utancın Közü…, Faniliğe Uçacağım, Görsen İstanbul’u…

Sevda Ateşi Akan yıldız gibi ışık saçarsın. Akşamsa kızıl güneşe aşıksın. İzleyince süzülmeye başlarsın. Sevda ateşinde beni yakarsın! Akşam bulutuna kafa tutarsın. Halayıklara da hava atarsın. Işığın yolunda serap açarsın. Sevda ateşinde beni yakarsın! O besteli sözlerle seni sevdim. Görünce elvan elvan oldu içim. Özgün bakışınla lal oldu dilim. Sevda ateşinde beni yakarsın! Sesin duyunca uslum çekilir. Üzüntüm sıkıntım yere …

Devamı

Cemre Âb-ı Hayata Düşer mi?

Aşkı beklerim, baharı bekler gibi; Her vakit bir zemheri sonrası, Açmayı bekleyen papatyalar misali; Bir parça yağmur ve ılık esinti Karşılasın noksan olan sevgiliyi. Levh-i kalem uykusuz nöbetini, Yaradan’a teslim olmuş beklerken, Gözleri şişmiş hâlde Gecenin sırdaşı gökyüzü, Bizden olana sahip çıkarken, Sessizce payımıza eşlik etmek düşer. Cana yoldaş olan nöbet tutar, Uykusuz geceler şems olur. Bir nebze can bulan …

Devamı

Hiciv Sanatı ve Linç Kültürü Üzerine

Hiciv (satire), bir kişiyi, bir olayı veya toplumun aksak yönlerini iğneleyici, alaycı ve bazen de sert bir dille eleştiren edebi bir tutumdur. Hicvin etimolojisi incelendiğinde, Batı dillerindeki karşılığı olan “satire” kelimesi, Latincedeki “çeşitli meyvelerle dolu bir kap” anlamına gelen “satura”sözcüğünden türediğini görmekteyiz.Arapçada ise “hecv” veya “hica” kökünden gelmekte olup “birini şiir yoluyla gülünç duruma düşürmek, yermek” anlamlarını taşımaktadır. Hiciv sanatının …

Devamı

Yüzüne Yazılan Yalan

Bürünüp maskelerine, seyre dalmış şehir. Gelen geçeni öğütür benim gibi. Sırça köşkün oldu mu senin şimdi? Kurdun mu daha büyük rüya? Hangi sokağa çıksan ben çıkacağım karşına, nereye kaçsan ansızın aklına geleceğim. Artık asla iyi olmayacağım. Şehirde birisi çıkar karşına, bakar gözlerine. Sonra alır senden masumiyetini, bütün suçunu sana yükleyerek. Eskiden salaktım, anlamazdım. Şimdi nefes alışın yalan… Bunu görmek cehennemi …

Devamı

Ne Münasebet

Aşkıyla yanıyormuşum, Çılgınca seviyormuşum, Uğrunda ölüyormuşum; Ne münasebet! Arzularım emelimmiş, Hayalim düşlerimmiş, Kalbimin sahibiymiş; Ne münasebet! Elveda diyemezmişim, Çekip gidemezmişim, Ruhunun esiriymişim; Ne münasebet! Ümit Tükenmez

Devamı

Titriyordu

Kara Kalem: Mehmet Mücahit Yurteri Öyle bir gündü ki soğuk, insanı ince ince doğrarken, yağmur her canlıyı acımadan dövüyordu… Rüzgâr da bu durumdan geri kalmıyor, insanları önüne katmış koşturuyordu… Sanki gökyüzü, yeryüzüyle kavga ediyordu o gün… Kol kola girmiş bu üçlüye aldırmadan, her zamanki parkurumda yürüyüşüme devam ediyordum… Genellikle yürüyüşüme İncirli Caddesi’nden başlar, Bakırköy Meydanı’nda hız keser, meydandan da İstanbul …

Devamı

Son Resital

Son Resital O gün dans hayatının biteceğini bilseydi, uçan şatoya yine de gider miydi? Annesine yazdığı mektup gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Dünyanın en ünlü gösterisine seçildiğine kendisi de inanamamıştı. “Sonunda,” diyordu mektubunda, “Başardım anne. Bu dünyada artık benim de yıldızım parlayacak.” Prensesler gibi karşılandığı şatonun mermerinde adeta süzülüyordu. Kalbinde ise küçük bir kız hiç durmadan dans ediyordu. “Vakit geldi,” dendiğinde bir kuğudan …

Devamı

Kışa Hazırlık

Sevmek için bu beklemeler, Yoldaş olmak için bu ateş. Halbuki saygıyla başlardı sevgi Durup durup zevk için yürekler vurulmazdı. Uyanmak lazım, maskelileri görmek için. Yollara düşmek gerekir. Kötü bir şey yapmadan da kaybedebiliyorsun bu hayatın içinde. Herkesi iyi sanıyorsun, her gülenin elinde kalıyorsun. Açılınca gözlerim bildim gerçekleri, Renkli bir dünya değilmiş burası. Kocaman bir kalabalık var, kocaman bir yalnızlık. İyilerin …

Devamı

Bir Şiir Üzerine: Kendi Toprağı Olmak Fikri

Demeter Toprağı aldım avucuma Dağıldı, sustu, bekledi Kazdım, eşeledim, sordum bir inatla Ses vermedi Sanki bir şey söyleyecek de vazgeçti Zihnimde bir tanım, Adını hiç koymadım İçimden biri çekilmiş gibi bir doğum Boşluğu çöktü Bir sızı geldi dünyaya Bahçemin ortasında putlaştı. Yeryüzü daraldı Başaklar eğildi, küstü bana Rüzgar uğramaz oldu kapıma Güneş bile yüzünü sakladı Benimle konuşmadılar da Öfkem kış …

Devamı

“Hüzün Treni”

Yalnızlık; hüzünlü tren her istasyonda umutla sevdiğini aramak kurşun rengi gökyüzünün altında içine sürgün gözyaşlarıyla beklemek… Kaçırdığın yıllar çoğaldıkça artan sessizlik… Bir gün bir yerde; öncesiz sonrasız bir evrende Saklanmış güz yağmurlarına hasret! Zihinde vuslatın düşü İnce bir sızıyla gizlenir yürek kuytusuna… Ölgün çiçekler açmaz hiçbir bahar! Dertler sel olur, biçareliğinde boğulursun… Dokunulan sabıkalı ellerin; öncesi izlerde Tenlerde kaç sahte …

Devamı