Sevil Özdemir

İstanbul'da doğdu. Medya sektöründe çalıştı. Keşfetmeye ve öğrenmeye meraklı. Seyahat eder, fotoğraf çeker, okumayı ve yazmayı sever... sevilozdemir1@gmail.com

Son Resital

Son Resital O gün dans hayatının biteceğini bilseydi, uçan şatoya yine de gider miydi? Annesine yazdığı mektup gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Dünyanın en ünlü gösterisine seçildiğine kendisi de inanamamıştı. “Sonunda,” diyordu mektubunda, “Başardım anne. Bu dünyada artık benim de yıldızım parlayacak.” Prensesler gibi karşılandığı şatonun mermerinde adeta süzülüyordu. Kalbinde ise küçük bir kız hiç durmadan dans ediyordu. “Vakit geldi,” dendiğinde bir kuğudan …

Devamı

Sevgili Alice,

Sevgili Alice, Son mektubunda geç cevap veriyorum diye sitem etmişsin. Çok haklısın. Ama inan bana, bebek olduktan sonra hayatım tamamen değişti. Senin minik yeğenin biraz nazlı bir kız; çok ağlıyor, özellikle geceleri… İlk günlerde çok endişeliydim ama doktor, bunun gayet normal olduğunu söyledi. Sürekli kucakta olmak istiyor. Bütün gece evin içinde dolanıp duruyoruz. James yardımcı olmasa bunun üstesinden gelemezdim. O …

Devamı

Yedinci Peron

Haydarpaşa tren garının merdivenlerini, içimdeki kasveti ona belli etmemeye gayret ederek çıkıyorum. Birkaç basamak sonra kafamı kaldırıyorum ve binanın ihtişamı karşısında bakakalıyorum… Ne kadar büyük ve ne kadar da güzel… Kan ter içinde kalmış hallerinden, son dakika yetiştikleri belli olan bir aile yanımızdan rüzgar gibi geçiyor. Tam devasa kapıdan içeri girecekken babaları olduğunu tahmin ettiğim kişi; göbeğinin düğmeyi patlatacak gibi …

Devamı

Sınırdaki Çizgiler

Bahçede arkadaşlarıyla top oynayan iki numara, “Babaaa… Koş! Nesrin teyze sınırda,” diye bağırıyor. Okuduğum kitabı da gözlüğü de koltuğa fırlatıp, apar topar dışarı çıkıyorum. O telaşla terlik giymediğimi bahçe sınırına geldiğimde fark ediyorum. “Nesrin çimlere elektrik kablosu döşemediyse sorun yok,” diyorum pek de emin olamayarak. Son haftalarda yaptıklarına ailece inanmakta zorluk çekiyoruz… Boyu neredeyse benimle olan, çocukken, “Sırık” diye dalga …

Devamı

Küçük Şeyler

Son zamanlarda iyice rutinleşmiş olan balkondaki yerime oturmuş, bahçedeki mandalina ağacını seyrediyorum. Meyveleri iyice o davetkar sarı rengine büründü. Eskiden olsa koşarak yanına gider, daha eve getirmeden iki üç tanesini dalından koparmanın zevkiyle mideye indirirdim. Şimdiyse hiç canım istemiyor. Babamın, fideyi bahçeye diktiği günü dün gibi hatırlıyorum. Büyümüş mü? diye her gün balkona çıkıp kontrol edişimi, boyum yetişmediği için onun …

Devamı

Eski Bir Hikaye

Evden sinirle çıkmış, kuru yapraklara tekme atarak, söylene söylene yürüyordu. Onu takip eden evin köpeği Arap’a, “Gelme peşimden. Git!” diye bağırdı. Hayvan kuyruğunu sallayarak durdu, bir anlam veremeden evin büyük oğluna baktı. Her zaman yaptığını yapıyor, evden kim çıkarsa onu güvenli tutmak için peşinden gidiyordu; okula, bakkala, kahveye… Bu asi oğlan niye bağırıyordu anlamadı. Çocuk, yerden uzun bir dal parçası …

Devamı

Mahir Bey’in Kalemi

Rahmetli Mahir bey, çok görgülü bir beyefendiydi. Bu şımarık çocuklar nasıl onun torunu olabilir? Hafsalam almıyor. Siyah kadife kutuyu açıp, görücüye çıkarır gibi beni gururla arkadaşlarına gösterirken, Japonya seyahatinde gördüğünü ve o an vurulduğunu anlatırdı. Herkesin hayran bakışları eşliğinde dolaşırdım odayı. Kimse elini uzatmaya cesaret edemez, uzaktan bakmakla yetinirlerdi. Hiç kıyamazdı bana Mahir bey, Allah’ın rahmeti üstüne olsun. Ahh ne …

Devamı

Kaybolan Manzara

“Tadı yok sensiz geçen ne baharın, ne yazın Kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın Sarıldım kadehlere, derman olur diyerek Kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın…” Nesrin Sipahi’nin sesi, baba yadigarı gramofondaki plaktan tatlı tatlı etrafa yayılıyor. “Kalmadı tesellisi” diyor “Ne şarkının, ne sazın,” balkona kurduğu çilingir sofrasında, mavi-beyaz çizgili pijaması ve beyaz atletiyle oturmuş, çok az görünen deniz manzarasına kadehini …

Devamı

Oyun Sevdası

Oyun Sevdası Kızı içeriden “Anneee! Sarı bluzumu bulamıyorum” diye sesleniyor. Suna, elindeki telefondan gözünü ayırmadan “Kirli sepetinde olabilir” diye karşılık veriyor. Bu aşamayı geçerse işi kolaylaşacak, hiç bu kadar ilerlememişti. Nazlı, bir hışımla salona girip, buruşuk bluzu annesinin yüzüne doğru sallayarak “Anne yaaa! Daha iki gün önce sana kızlarla buluştuğumuzda bunu giyeceğimi söyledim ve yıkamanı rica ettim. Sen de tamam …

Devamı

Özgürlük Sanrısı

Özgürlük Sanrısı Limon’u ilk gördüğümüz günü hatırlıyor musun? Hani balkondaki pembe sardunyanın üstüne gelip konmuştu. Ben korkup kaçar sanmıştım, sen kendinden emin yavaşça yanına gidip parmağını uzatmıştın o da sakince gelip konmuştu… Belli ki tanıdık bir hareketti bu onun için, hiç yadırgamamıştı… Tanıdık duygulara kendimizi güvenle bırakmakta hepimiz öyle değil miyiz? Kuş hala parmağındayken sen önde ben arkada balkondan içeriye …

Devamı