Geçen gün düşündüğümde; hiç üzerinde düşünmeden kabul ettiğimiz yahut kabul ettiğimizi bile fark etmeden yaşayıp gittiğimiz bazı şeyler aklıma geldi: Mesela yolda giderken bir insan, yanına yarım metreden fazla biri yaklaşsa, dururken ona çarpsa yahut onu itse veya yürürken kendine çok yakın mesafede biri yürüse rahatsız olur haliyle kuşkulanır hatta bu yaklaşım devam ederse onu farklı şekillerde azarlama kınama yoluna …
DevamıÖzlem Korkmaz
Miyokard Enfarktüsü
Siz doktora gittiğinizde suçlamak suçlanmak için gitmezsiniz. Kendinize ne kadar yanlış bakarsanız ya da hiç bakmamış olursanız olun kimse sizi bunun için suçlamaz. Durumu tahlil etmek için teşhis etmek için tedavi etmek için birşeyler yapılır. Elbet adli vakaları kastetmiyorum. Ben düşünüyorum ki mevcut toplumsal sorunlarımızda böyle ele alınmalıdır. Tüm sosyal organlarımızın, sorunları bir check-uptan yani -tam teşekküllü bir şekilde sağlık …
DevamıAltın Sırlı Kırık Kalp
Şimdi ben cümleme sizi kıracak bir hata ile başlasam. Ardından özür dilesem beni affeder misiniz? Hatta afedersiniz desem affetmek ister misiniz? Diyelim önemli değil dediniz, olan biteni yok sayabilir misiniz? Hafıza beyaz bir porselenin kırılmadan önceki haline benzer. Pak ve durudur. Çizik kırık ezik yoktur. Ancak bir olay yaşanmış ve hafızaya geçmiş ise o hafıza artık eskisi gibi değildir. İsterseniz …
DevamıKar Taneleri
Göğün gerdanından kopmuş inciler. Dağılıyor yeryüzüne süs taneleri. Nahif bir eda ile süzülen beyaz. Usul usul dokunuyor naz taneleri. Dans ediyor döne döne sedef renkliler. Rüzgârın melodisinde ses taneleri. İpekten bir tül değiyor yanaklarıma. Üşütüyor ıslak yüzlü buz taneleri. Düşüyor avucuma beyaz kanatlılar. Pamuk saflığında düş taneleri. Zeminle çarpışınca yok oluyor atlılar. Camdan bakışlarıyla sır taneleri. Dokunsan ağlayacak gibi narinler. …
DevamıMehmet Âkif Ersoy’u Kendi Kaleminden Anlamak
Bazı isimleri yazmak istediğiniz de kalem hafifler. Mürekkep dile gelir. Kâğıt sabırsızlanır. Cümleler vuslata ermeyi bekler. İşte Mehmet Akif’i yazmakta böyledir. Yazılacaklar ne kadar ağır, söylenecekler ne denli kıymetliyse, kalemi tutan elin yükü o denli büyük, işi minhalde o kadar zordur. 1873 yılının Aralık ayı Mehmet Akif İstanbul’un Fatih ilçesinde doğmuş. Ne takdirdir ki yine bir Aralık ayında vefat etmiştir. …
DevamıYabana Atılmış Külüstür Sevdaların Peşindeyiz
Yabana atılmış külüstür sevdaların peşindeyiz. Nedir bu hal tavır bilmez iklimin? Kaynağı belirsiz bir su kuyusu. Bu derinlik bu gizem bu aşk bir uçurum… Mehtaptan geceyi saran sırlı sim. Vazgeçilmesi zor bir zanaat. Hoyrata terkedilmiş haşin bir rüzgâr. Bu aşk değil sanki ruhi devinim Nezaketi aşmış sıradan üslup. Paramparça olmuş akli tevessül. Fikirden ırakta kalbe mühürlü. Manadan gerisi yol almış …
DevamıGündönümü
Kara Kalem : Özlem Korkmaz Okuyanlar kerameti nedir bu başlığın diye düşünebilirler. Keza gündönümü Güneş’in ışınlarının dönencelerden birinin üzerine dik geldiği tarih diye geçer sözlükte. Esasta da bir gök bilimi terimidir. Şimdi diyeceksiniz sen ne demek istedin? İyi de edeceksiniz. O halde kelimenin kökünü alıp günü gündemimize çekersek dönümüne varana kadar altı ay geçer öyle değil mi? Siz de araştırın …
DevamıDedikodu Kazanı
Dedikodu denen şey, aynı ateş gibidir. Nasıl yakar görürsün, hele dilini değdir. Tek kıvılcımla başlar, bir hız ile yayılır. Koca bir yangın olur, geriye külü kalır. Ona buna ne olmuş, başına neler gelmiş. Bir çırpıda anlatır, hem ahmak hem de bilmiş. Dinleyen de meraklı, bekler neler duysun. Bu kadınlar çok fena, iblis bunlara uysun. Der ki; “Ahmet’in oğlu, Ayşe’nin kızı …
DevamıAklım
Ey ne yaptığını bilmeyen aklım! Bir sağa bir sola savruluverdin. Kalmadı sayende bir gizli saklım. Bir ona bir buna söyleniverdin. Sandın ki sırtına kanat gererler. Otursan altına minder sererler. Aç mısın tok musun diye sorarlar. Gördün mü nasıl da aldanıverdin. Varlıkta toplardın dostu ahbabı. Çekerdin ziyafet döner kebabı. Ne vakit bıraktın boşta ki kabı. Meclisten dışarı boylanıverdin. Sesinin heybeti dağı …
DevamıSon Otobüs
Özlem Korkmaz Son Otobüs İnsan doğar ve büyür. Bir emekler bir yürür. Son otobüs görünür. Alır başın gidersin. Önce dişin sökülür. Ardından saç dökülür. Belin dizin bükülür. Alır başın gidersin. Kuvvetin gücün biter. Aklın hafızan yiter. Gömleğin olur kan ter. Alır başın gidersin. El ayağın büzersin. Baston ile gezersin. Son halini süzersin. Alır başın gidersin. Başına aklar düşer. Ne hayırdır …
Devamı
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi
