Köşe yazılarıma ara verdim bu aralar, tamamen kurguladığım “Arka Fon” isimli bir tiyatro oyunu yazıyorum. Oyun, fon yöneticileri ile manipülatör grupların perde arkasında iş birliği yaparak fon paralarıyla hisseleri suni şekilde şişirip yatırımcının gözünü boyamasını, sözde düzenli ve güvenli bir getiri hikayesini konu alıyor. Eserin son yılların en renkli tiyatro oyunlarından biri olacağına adım gibi eminim. Yatırım fonlarında sistemin nasıl …
DevamıHikâye
Necmi Amca
Bazı camların hemen öbür yanında Necmi amcalar vardır. Kim olursan ol yine de gel diye bağıran Mevlana’nın hoşgörüsü çarpar içinde. Elin iğnesiyle ancak can yakılır derlermiş ama o, gönüldeki en büyük yarayı bile birleştirendir koşulsuz sevgisiyle. Lokman Hekim’in gizli elidir; yetmediğinde nefesi, dokunamadığında sesi, kimin bulaştıysa çamura heybesi, Hızır’ın kundağına sarılır özleminde yalnızlığının. Gönüller yapmaya geldim diyen Yunus’un ritmi vardır …
DevamıSükût Dikeni
Kapı yüzüme kapandığında tek bir sözcük asılı kaldı havada: “Haklısın.” Yazın ortasıydı ama odanın soğuğu kemiklerime işliyordu. Haklıydım. Bu zaferin avuntusuyla içimdeki karları izledim. Beyaz yağıyor, değdiği yerde kızıla dönüyordu. İki insan arasına soğukluk girip duvarlar örüldü mü güneş içeri girmekle uğraşmazdı. Pencereye yürüdüm. Dışarıda can yakan bir aydınlık vardı. Güneş sırf haklıyız diye elini uzatır mıydı bize? Kimin yanında …
DevamıBilmiyorum
Bilmiyorum demek büyük konfordur. Ama bizde bir huy var bilmiyorum diyemeyiz. Neden bilmiyorum? Sanki bilmiyorum demek ayıptır. Bilmesek bile biliriz, bilmeliyiz. Bilmemek bize yakışmaz. Söz konusu yol tarifi… Çevirdiğiniz birinin sorduğunuz adresi ilk defa duyma ihtimali karşısında bile düşünüp bir yol tarif etmesi muhtemel. Bilmiyorum diyemez. “Bakar mısınız, Yakut sokak nerede biliyor musunuz?” Hemen bir düşünmeye dalar. Kafasında çevirir. Baktı …
DevamıÂŞIK MAHİRÎ: Badeli Saz Âşığı
ÂŞIK MAHİRÎ: Badeli Saz Âşığı Âşık Mahirî, gelenekte “badeli âşık” olarak bilinen önemli bir halk ozanıdır. Şiirlerinde genellikle 11’li hece ölçüsünü kullanmıştır; bunun yanı sıra az da olsa 8’li ve 15’li hece ölçülerine de rastlanır. Manzum eserlerinin büyük bir kısmı atışmalardan oluşmaktadır. Mahirî, rüyasında bade içerek sevdaya düşmüş ancak gerçek hayatta sevdiğine kavuşamamıştır. Şiirleri; kahramanlık, aşk, sevgi ve din temaları …
DevamıYazarlar İsmini
Bir taşa yazarlar ismini, geçersin zamandan herkes gibi. Ömür işte su gibi, rüzgar gibi. Dün yemyeşil olan çınar yaprakları, bugün kupkuru kavrulup düşmüş dalından. Ne ye baksam bu dünyada hep nafile hep geçici. Varlıkları yok etmek lazım, yüreğimizi hiçlik makamına götürmek için. Sanal bir dünyanın içinde devinip duran beyhude hayaller, sadece nefis için dolanıp dururlar.. Bir mermer çözer son düğümü, …
DevamıSürgün Bulutlar
“Göğün dili, insanın içindeki fırtınadır…” – Mehmet Mücahit Yurteri – Sürgün Bulutlar Ahhh!.. O havalar… Göğün kırık aynaları, Ufku sürgün bir hatıraya çeviren karanlık… Rüzgârın keman sesi, Terk edilmiş şehirlerin göçmen ruhları… Derler ya, “Tam senin havalar”… İşte beni içine alan bulutlar, O soğuk ki, damarlarımda taş kesilmiş nehirler uyandırır… O yağmur ki, toprağın gizli hafızasında saklı bir ağıt gibi …
Devamıİnsansızlık Tuvali
Resim : Özlem Korkmaz Herkesin kendi hükmünü biçtiği tuvallerde yalanlardan gerçeği bulabilmek, en merhametsiz yüreklerden başının okşanmasını aramak gibi. Herkes, kendi ellerindeki fırçayla, utanmazlığı canlandırıyor. Namusunu, alın terini topladığın her daldan, en keskin, en kırılmış savuruyorlar en yakıcı fırtınalarıyla. Kimse kendi körpeliğini gözetmeden, çaldıklarının yansımasıyla ilerliyor dimdik. Kimse kendi tuvalinin rengini akıtmadan siyahlarından bükülmüyor. Kendi masalını çizerken herkes, hep başkalarının …
DevamıYarım Kalan Yazıların İsyanı
Bir eserimi yeni bitirmiştim. “Oh be!” deyip keyifle bir çay içiyordum -öyle ya dinlenmek yazarların da hakkıydı- o anda bir gürültü koptu. Kargaların silah sesinden ürkmesi gibi bir uğultuydu bu. “Şu dünyada huzur yok.” dedim. Bir de ne göreyim, karşımda yarım kalan bir hikâye, “Beyefendiye bak, yüzümüze baktığı yok, iki yıldır bilgisayarda beni bitirmeni bekliyorum, bu neyin keyfi ulan!” dedi. …
Devamıİlan: Cenaze Dolayısıyla Kapalıyız
İlan: Cenaze Dolayısıyla Kapalıyız Dostlar, cenaze dolayısı ile kapalıyız. Aslında biz ölmedik bizi kasten öldürdüler, Ağlaya ağlaya gözyaşımızı güldürdüler, Sağımızı alıp elimize ceset verdiler. Dostlar, cenaze dolayısı ile kapalıyız. Ecel kapıya dayanınca can verdik; kurtulduk. Şu hayat esnaflığından epeyce ziyandayız. Garibana hicret; çünkü pahalı şey yaşamak. Dostlar, cenaze dolayısı ile kapalıyız. Uzunca bir süre mezarda sessiz kalacağız, Ve bir gün …
Devamı
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi
