Sükût Dikeni

Kapı yüzüme kapandığında tek bir sözcük asılı kaldı havada: “Haklısın.”
Yazın ortasıydı ama odanın soğuğu kemiklerime işliyordu. Haklıydım. Bu zaferin avuntusuyla içimdeki karları izledim. Beyaz yağıyor, değdiği yerde kızıla dönüyordu.
İki insan arasına soğukluk girip duvarlar örüldü mü güneş içeri girmekle uğraşmazdı. Pencereye yürüdüm. Dışarıda can yakan bir aydınlık vardı. Güneş sırf haklıyız diye elini uzatır mıydı bize? Kimin yanında duracağını seçmek için tek bir soru soracaktı belki de:
“Haklı kalıp dikene dönüşmek mi yoksa mutlu olup o dikenleri sessizce ayıklamak mı?”
Cevabı biliyordum. Ama ev hâlâ buz gibiydi.

Hacer Taşdemir

Bu yazıyı okudunuz mu?

Ahmet Vefik Paşa

Bugüne kadar yazdığımız isimler, Tanzimat dönemini hazırlayan isimlerdi. Encümen-i Şuarâ’dan sonra sıra Ahmet Vefik Paşa’ya …