Şiir

Çınarcık Vapuru / İstemesen de Geleceğim/ Meşkin Burcunda Yoruldum/ Çilesiz Varılmaz Kemale

Laciverdi sulara, şapkadır kara. Yeşilin soluk rengi, vurur suya. Çöllerde vaha, denizlerde ada. Yüzerek vapur gider, Çınarcığa. Zümrüt gerdanlık, deniz ortasında! Dalgalar sertçe, vurur kıyısına! Sanki başka ülke, başka bir dünya! Çöllerde vaha, denizlerde ada. Deniz kabarır, çarpar kayalara! Pişmanlık duyar, dağılır kumlara! Yenik düşer egosuna, hırsına! Yüzerek vapur gider, çınarcığa. Marmara’ya selâm durur, erguvanlar. Serin hafif bir yel, yüzümüzü …

Devamı

Söylenemeyen Yangın

Sırtımı yasladığım hayat duvarımın Ne büyük taşıymışsın, çekilince yıkıldım. Bayramın neşesini, günün mutluluğunu Hastane odasının kapısında bıraktım. Babam benim, kalbi beklemediği bir şaka yapmış, Bize gülmediğimiz tatsız bir oyun oynamış. Sadece bir ay eve gelebilmiş bizimle vedalaşmış, İyi olacak sandık ya, meğer bizi aldatmış. Böyle bir ayrılığa gönlün nasıl razı oldu? Azrail geldiğinde nasıl gidelim dedi dilin? Bizi özlüyor musun …

Devamı

Unutulmuş Adımlar

“Her adım, bilinmeyen bir sır taşır…” Mehmet Mücahit Yurteri Kara Kalem: Mehmet Mücahit Yurteri Unutulmuş Adımlar Gölgelerin kollarına saklanmış, kaybolmuş bir hayalet gibi ilerliyordu… Islak taş sokaklarda kayıp adımlar, sessizliğin içinden süzülen yankılara karışıyordu; karanlık gece, solgun umutların hüzünlü çığlığı gibiydi… Yılların yorgunluğunu omuzlarında taşıyan evler, birbirine yaslanmış, dünyaya inat, dimdik duran sessiz tanıklardı… Sokak lambalarının titrek ışıkları, yağmurun nazlı …

Devamı

Gül ve Gölge / Dizelenir Geceleyin

Gül ve Gölge … ne zaman bir yerden başka bir yere varsam, mısra olur adımlarım ve diz-e-lerime kara su iner. keyifle şarkılar mırıldanır dudaklarım karşı kaldırımdan. öylesine samimi ve içten; duvarlar kara kaplı defter, gökyüzü inatçı bir keder… ne zaman uzak kaldırımlara bassam, -mecburen o da- taşlar un ufak olur yüreğimde ve ben, vazgeçerim gitmekten… ne zaman bir yaraya varsam, …

Devamı

Ayrıcalık

Bazen karşıma oturduğunda, Beynimden akıp giden düşünceler, Kimsenin şahit olmadığı bir şekilde Bıçak gibi ağzımdan çıkıyor. Bazen özellikle uçlarını sivriltiyorum, Kenarını iyice bileyliyorum kelimelerin. Kanatacağını biliyorum çünkü o sözlerin, Acımasızca… Önce beynin… sonra kalbin… Bazen karşıma oturduğunda, Akıp giden düşüncelerimin içinden, Kimsenin şahit olmadığı bir şekilde Sarraf gibi en güzellerini seçip anlatıyorum. Çocukça bir neşeyle, hesapsız, keyifle çıkıyor kelimeler, İçini …

Devamı

Kelimeler- Harfler

KELİMELER- HARFLER Kelimeler sokaklarda. Harfler, parke taşlarında. Sabah çiğ damlaları. Cümlenin, kelimenin, hecenin. Göz yaşlarında. Şaşırmış hepsi. Ayazın, buz dağında. Stresten, dikenli dilden. Kimse uğramaz yanıma. Akşamı, hiç sormayın. Geceyi anlatamam. Korkunun izindeyim. Uykularım yarım. Hep, uyur gezerim. Sorumsuz cümleler. Problem başımda. Bağımsız kelimeler. Suç işler yanımda. Ne zaman kurtulurum. Bilemiyorum. Sorumluluğun derdinden. Merhameti sel almadan. Güzel ahlâk ölmeden. Herkes …

Devamı

Olay Yeri

Güpegündüz bir cinayet işlenmiş, caddenin ortasında, Fail hızlı adımlarla izini kaybettirmiş sokak aralarında. İç sesim dur dedi; tesadüfen geçerken suç mahallinden, Olay yeri inceleme ekibinin delili kaçmadı dikkatimden. Acımasızca kalbe ateş edilmişti defalarca kez besbelli, Maktulü gördüğüm an, benim için sendin artık şüpheli. Suçun işleniş biçiminden katilin sen olduğunu anladım, Dehşete kapılarak, gözyaşları içinde oradan uzaklaştım. Olay yerine son defa …

Devamı

Yabana Atılmış Külüstür Sevdaların Peşindeyiz

Yabana atılmış külüstür sevdaların peşindeyiz. Nedir bu hal tavır bilmez iklimin? Kaynağı belirsiz bir su kuyusu. Bu derinlik bu gizem bu aşk bir uçurum… Mehtaptan geceyi saran sırlı sim. Vazgeçilmesi zor bir zanaat. Hoyrata terkedilmiş haşin bir rüzgâr. Bu aşk değil sanki ruhi devinim Nezaketi aşmış sıradan üslup. Paramparça olmuş akli tevessül. Fikirden ırakta kalbe mühürlü. Manadan gerisi yol almış …

Devamı

Latîf bir Yük, Nâzenin bir Cehalet, Hikmet Taslayan Gönül Darları Üzerine

Ziyâde selâm olsun o zevât-ı kirâma ki, aklı idrâkleri rüzgârda savrulacak bir tüy kadar latîf, bir çiğ tanesi kadar nâzendir. Öyle bir nâzeninliktir ki bu, kendi gölgelerinden ürker, kendi nefislerinin ağırlığı altında ezilmemek için daima başka omuzlara basmayı tercih ederler. Sanki ruhları, ayağı yere basmayan bir sözcük gibidir. Havada asılı kalmış, fakat yere düşmekten korkar. Bu müstesnâ zatlar, ilmin kapısından …

Devamı

Mizan

“ Kötülüğün olmadığı dünya gerçek midir? ” Serçe’ye sorar; “ Gitmediğim evren, çalmadığım can eşiği kalmadı ama kalplerin rengi solmuştu.” İnsan: “ Konduğun yerler demir kırı mı? ” Serçe: “ Hangi yerde olursan ol gördüğün senin rengin olur.” İnsan: “ Sadece beyazı görmek istiyorum.” Serçe: “ Kötülüğü görmek istemiyor musun? ” İnsan: “ Demir kırı renginin olduğu yerde kötülük olmaz …

Devamı