Şiir

Özün Halleri

Madde ile mana köprü kurar mı? İnsandan insana güven akar mı? Dünya tabutu kimsenin omzumda kalmazken; Selasını okumak insanı yormaz mı? Yollara revan olan uzaklığı görür mü? Ayak çıplak olunca, asfaltın yanıklığını hisseder mi? Beden bir yerlere varmak için çabalarken; Ruhun sonsuzluğu yolları birleştirmez mi? Omurgasında sırrı taşıyan olur mu? Sözün teminatı, yüreğe imzasını atar mı? Ellerin değdiği kirli yerlere; …

Devamı

Sustum

Konuşacaklarım arşa değecek kadardı, Sustum. Hıçkırıklarım azgın dalgalara eşlik edecekti, Sustum. Umutlarım birer birer eridi ve gitti, Sustum. Anlaşılmayı beklemekten yoruldum, Sustum. Sessizliğimde sesimi duyan kalmadı, Sustum. Yorgunluğum birikip çığ olunca, Sustum. Hayal etmenin bile faydasız olduğunu anladım, Sustum. İstemesen de vazgeçmek neymiş anladım, Sustum. Konuşmanın gereği ve isteği gidince benden, Sadece sustum. Tülin Erol Eylül 2025/ İstanbul

Devamı

Âraf

Kara kalem : Mehmet Mücahit Yurteri Sessizce giden insanlarım var benim, Gittiklerini fark etmediğimi zanneden. Hayatımda oturdukları koltuklardan, Aniden, sessizce kalkıp da giden. Hangi sözüyle, bakışıyla, derin iç çekişiyle, Lafı geçiştirmesiyle, kaçamak halleriyle, Gittiklerini anladığım insanlarım var benim. Beni düşüncelerindeki hücreye mahkum eden. Aslına bakarsan gitmeleri iyi oldu biliyor musun? Bir nefes aldım, ortam çok havasızmış. O koltukları dışarı çıkardım, …

Devamı

Ağıt

Gönlüm esrik Yine bir bulutu sıktılar Oysa zamanı gelmemişti Bir fidanı burdular Nere gidem hayat Maymunlar şiddette Limanımı bozdular Varlığım titremekte Ah zamanın tuşları Kimlerin elindesin Yıldızların burçları Niye sitemdesin Elbet ki vaktin öldürücüsü Her daim devredesin Süpürürsün çapakları Sükuna gitmektesin İlker Ko / 90EF46 Ekim 2025

Devamı

Nihan

Göreceli yaşamın matematiği… Kâinatın açamayan çiçeği kalabalık sokağın girilmez levhası… Mavi kelebek gizil ruhunda… Hakir görülmekten canı sızlanmakta… Sadakasını veren, bakmaz düşen aynaya! Niye sorgulanmaz arkası? Şehrin metrosu kışlığı, çocuk parkı yazlığı… Nemli, soğuk taşların üzerinde üşür bedeni katığı acı, içtiği halk çeşmesi… Yanında kalmış bozuk gitarı titreyen elleriyle çalmakta kederini zahir olmayan aşk düşünde… Nereden gelip nereye gittiği sisli …

Devamı

B-ahti-yarlık Günleri

B-ahti-yarlık Günleri Dil mi kaldı/gül mü kaldı/ gün mü kaldı geriye baştacı kuralsızlık/ilkesizlik hâkezâ sevd-a-lar unutuldu eskidi ol mürteza… Dünya öyle başıboş insan ki serden sarhoş yolcular yolda kaldı/hani ya o kervancı daraldıkça daraldı/ol edebî metinler alfabe üzerinde tepiniyordu diller… Sorgusuz firavunlar kararttı son geceyi/uzağa daldı şafak pencere tek kanatlı/rüyada ni-hâl vardı… Ol nehirler isyandı/ zor/hoş vakitlerin bahtiyarlığında Dicle gibi …

Devamı

Rüzgârın Elleri

“Bazı eller dokunmaz, sadece götürür… Bazı rüzgârlar, bir bakışı ömür boyu taşır…” Mehmet Mücahit Yurteri Kara Kalem: Mehmet Mücahit Yurteri Rüzgârın Elleri Onu ilk gördüğümde, kayaların suskun omzuna yaslanmıştı… Bakışları, ufkun ötesine sürgün edilmiş gibiydi… Düşünceleri mi savruluyordu rüzgârla?.. Yoksa içindeki kırgınlık mı dökülüyordu denize, sessizce?.. Gökyüzü gri bir ağıt gibiydi, deniz, bulanık bir hıçkırık gibi… ama o gözler, o …

Devamı

Aşkın Ötenazisi

Varlığınla yaşamak uğruna, Vakitlerin ritmine savrulan yapraklar, Ruhun vaktine; sonsuzluğa yelken açar. Bir damla can izi, cana yerleşir. Aşkın ötenazisi, iki yüreği uyuşturur. Aşkın şiddeti arşı titretir. Harabe olan yüreğin duygu yüklü gemisine, Sessizliğin sarsıntısı; tsunami yaratır. İhanetin bedeli yüreği parçalar. Her yöne dağılan can kırıntıları, Yüreğe ok gibi saplanır. Düşme artık gönlüme! Tenine değince yakıyor. Dokunma güzel yaşanan anılara, …

Devamı

Kelkız

Kelkız Duydum ki yangın çıkmış dudaklarında, İtfaiye geç kalmış… Saçlarına sıçramış alevler, Kel kalmışsın… Oysa haberim olsaydı tükürüğümle Söndürürdüm o alevleri ben… Belli ki imar izni çıkacak verimli topraklara, Oysa ben senin gecekondundum… İçme şu sigarayı, Yangın tüpümüz bitik demiştim… Yağmurumuz kesik, Bulutların vergisini veremedik… Biliyorum çok sigara öldürdün, Tütün yanarken sen gülüyordun, Nasıl bir manyaksın? Kazayla süslenmiş cinayet… Besbelli …

Devamı

Kara Kadere İtme Beni

Kara Kalem : Mehmet Mücahit Yurteri Gönül meftun eden bakış içten yaktı! Yumuşak derin tebessüm, kalbe aktı. Ters lâle döndü, leylâk kokusu verdi. Gönlümü büryan gibi, yerlere serdi. Zehirli baştankara, sinsi gülüşün. Masum yüreğimi sana, köle etti. O çatık kaşlarınla, geri dönüşün! Kara mavi kederlere, itti beni. İhtişamlı bakışı unutmaz gözler. Aklımdan çıkmaz ki, halavetli sözler. Ruhum etrafında uskur gibi …

Devamı