Sevda Ateşi , Utancın Közü…, Faniliğe Uçacağım, Görsen İstanbul’u…

Sevda Ateşi

Akan yıldız gibi ışık saçarsın.
Akşamsa kızıl güneşe aşıksın.
İzleyince süzülmeye başlarsın.
Sevda ateşinde beni yakarsın!

Akşam bulutuna kafa tutarsın.
Halayıklara da hava atarsın.
Işığın yolunda serap açarsın.
Sevda ateşinde beni yakarsın!

O besteli sözlerle seni sevdim.
Görünce elvan elvan oldu içim.
Özgün bakışınla lal oldu dilim.
Sevda ateşinde beni yakarsın!

Sesin duyunca uslum çekilir.
Üzüntüm sıkıntım yere dökülür.
Sevginin şoku neşeye dönüşür.
Sevda ateşinde beni yakarsın!

Bu sevince çıldırmadım şaşarım.
Geçtiğin yola özlemle bakarım.
Güllerden başına taçlar takarım.
Sevda ateşinde beni yakarsın!
Mehmet Altunay 13 /04 /2026 Mecidiyeköy

****
Utancın Közü…

Sevgiliye küstahlık edilir mi?
Dilim lal olur da, yakar sineyi!
Dağ taş küs tutarsa, saklamaz beni.
Utancın közünde yanar bedenim!

Umarsız gençliğim, yıkılır yere.
Yüreğim hedef olur, nice derde.
Ruhum elzemdir hüsrana, eleme!
Utancın közünde yanar bedenim!

Duyarlığım ağır, onun gözünde.
Umudun utancı, dilsizdir sinde.
Nefessiz heyecan, soluk yüzümde!
Utancın közünde yanar bedenim!

Gönlümde sevdayı gizli tutamam.
Mutlu günümdeyse, ayrı duramam!
Çirkinliğe dahi övgü yaparım.
Olumsuzluğa da bir can katarım.

Hüzünlerimi kimseye göstermem!
Gereksiz sözlerle onu, üzemem.
Kaşın eğrisine cüret edemem.
Utancın közünde yanar bedenim!
Mehmet Altunay 13/04 /2026 Beşiktaş

Faniliğe Uçacağım
Şimdi, yuvasızlığı duyumsuyorum.
Sohbeti, çocuklarla paylaşıyorum.
Akşamdan yanınca, sokak lambaları.
Boş kalır mahallede, köşe başları.

Her gün ki gibi, yine penceredeyim.
Oturup camdan, dışarıyı izlerim.
Gözlerime görünür, karabasanlar.
Yalnızlığımla arkadaştır, kaoslar.

Derler ki uyku, kötü kadına benzer.
Olmadık anda, gözkapağına düşer.
Mazide kalır, gerçek avuntularım.
Gece depreşir, menhur hastalıklarım.

Çok uğraştım ama, deva bulamadım.
Dağlara çıktım, kuşlarla vedalaştım.
Kahkaha attım, toprakla selâmlaştım.
Faniliğe uçacağım, hazırlandım…
Mehmet Altunay 21/01/2019 İstanbul

GÖRSEN İSTANBUL’U

İstanbul’u okuyorum, elimde rehber.
Konuşur tarihi mekanlar, seyri sefer.
Gezdikçe zevk verir yaşama doğası.
İnkâr edemez güzelliğini, vükelâsı.

Kız Kulesiyle, Galata Köprüsü.
Şişhane, Unkapanı gerdanlık süsü.
Ömre ömür katar, sirkeci, Eminönü.
Boğaza vurur, mabet siluetleri.

Nereye baksan, imajı görünür.
Belli vakitte, kulağı doldurur.
Ard arda devam eden, ezan sesi
Mutluluk verir, ibadet yerleri.

Rüzgârlar konuşunca, ağaçlarla.
Hışırdar yapraklar, bitmeyen nazla.
Türküler dinlenir, büyük bir hazla,
Adı, nice şarkılarda, sazlarda.

Dudaklarda sevginin ezgileri.
Dillerde bir İstanbul hikâyesi.
Geçmişe ışık tutar, müzeleri.
Tarihe sembol, Galata Kulesi.

Gönlümü hoş tutar,geçmişin dokusu.
Kalbe huzur verir, havası suyu.
Uhrevi rahatlık içinde, çevresi.
Ruhlara mutluluk verir mabetleri
Mehmet ALTUNAY 28/12/2018 İstanbul

Bu yazıyı okudunuz mu?

Cemre Âb-ı Hayata Düşer mi?

Aşkı beklerim, baharı bekler gibi; Her vakit bir zemheri sonrası, Açmayı bekleyen papatyalar misali; Bir …