Pamuktan Kaleler

Düşlerimizi inandırdığımız ilk yalanda, tüm berrak suların sevgisizliğe aktığını hatırlarız. Aslında, modern insanlığın en utancını en olmaz trajedisini yaşatıyor. En şaşaalı, en vurucu ambalajları taşıyor egoları yetersizliğinin.

Tüm bahçeler cennetin en saklı kıyılarına açılır sanırken sarraflar, en nadide elmaslarını savuruyor kimsesizliğe. Karatı en yüksek elmasları takıştırmak uğruna, ufacık tebessümlere, samimiyete, doğruluğa aç yüksünüyor. Vitrinleri dolduran o pırlantaları, dallardan koparılan gerçek bir elmanın kokusunu unutturdu. Dünyanın en bulunulmazlığından üşüttü kalplerini. Bir sıcağa muhtaç oysa elleri. Bir ekmek tanesine hasrettir çocukluk. Bölüşmek koparır parçalarından. Yetememek olur kuruduklarından oysa çoktan tıka basadır cömertliği.. Kimisi komşusunun payına sığışarak büyütürmüş hamurunu, kimisi en ağırını çıkarırmış taştan, kimisi ise en hilesini doldururmuş kundağına. İnsanlığı doyurmayan o hamur menfaatini çalmaktan almıştır. Hırsızlığından kabaran her dağılmışlık, kendi cenazesini gezmiştir o kırıntılarda. Büyüklüklerinden azaldıkları kalabalıktan çıkamıyor artık kimse. Kimse Parıl parıl parıldayan maskesini düşürmüyor artık. Böylesine parıldayan bu alışverişte, hiçbir şey gerçekten umut saçmıyor. Dahası olmak için dahalarda uzarmış güvensizliğin. Şimdi, cennetin tüm saklı kıyılarını kuşatan o sarraflar, çoktan kendi kabuslarının tapusunu imzaladı.

Görülemeyenleri görmeyenler nihayet insanlığı da yuttu. Ve görülemeyenleri görmediğinde, kabullenildiğin, var sayıldığın, en çok anıldığın iklimlerde, hep aynı baharları yaşamak da bundandır aslında. Hep keşke geziyor içimde. Diyorum ki, çöplerden geçmişini toplayan Ayşe Teyze’ye hayat bağışlayabilecek bir masal kahramanı olabilseydim. Keşkeler sararıyor içimi: Keşke, camlarını sildikleri kadar, çocukluk verebilseydim yaşlarına. Keşkeler boğuyor kalbimi: Keşke, en savunmasız, en kanayan anlarımda karanlıklarını hiç fark etmeseydim. İyileşmek için dermana susayanların o çaresizliğine çare verebilseydim. Hiçbir şey bu kadar sağır kalmasaydı umutlarımda. Kimsesizliğin böylesine aşılmaz, böylesine pamuktan kaleler ördüğünü, keşke hiç bilmeseydim.
Hikaye tanıdık: Biri dünya, öteki insansızlık.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Aynı Gökte İki Gölge

Tutunup bir ömrün gölgesine, Bir gönle yaslanmak gerekirken; Omuzlara basıp yükselmeyi Var olmanın yolu sandı …