Gül ve Gölge
…
ne zaman
bir yerden başka bir yere varsam,
mısra olur adımlarım ve diz-e-lerime kara su iner.
keyifle şarkılar mırıldanır dudaklarım
karşı kaldırımdan.
öylesine samimi ve içten;
duvarlar kara kaplı defter,
gökyüzü inatçı bir keder…
ne zaman uzak kaldırımlara bassam,
-mecburen o da-
taşlar un ufak olur yüreğimde
ve ben,
vazgeçerim gitmekten…
ne zaman bir yaraya varsam,
-ki varamıyorum uzun zamandır-
önce gün tarumar olur,
sonra zor olur
gece dönüşler…
ah yeryüzü!
ne kadar da derbeder
ve eski viyadükler ağırlığınca gölge…
ne zaman bir hecede kaybolsam,
önce ışıksızlığım artar.
ve karanlık dediğimiz gereksiz neden,
her-hangi bir hüzne eşdeğer…
ve ne zaman bir güle dokunsa ellerim
dikenleri gözler beni sessizce…
Bülent Öntaş
20.12.2025, Eski Viyadüklerin Gölgesinde
***
Dizelenir Geceleyin
Neden geceyi yırtıp atmak varken şiire dokunur ellerin?
Dizeler kusursuz belli ki, suç var ise mutlak yaban ellerin.
Sahte korkular da yer eder içimizde kimi zaman,
Öyle uyanmak niçinsiz bir sabaha;
Budur, budur işte senin asli kusurlu kederin…
Ey can! Korkulu bir hece düşerken geceleyin,
Gün kalkar ayağa elbette.
Ay ışığından bıkıp usanmadan dolaşıverir ayaklarına düşlerin.
Birdenbire gözlerinde bir pencere açılır;
Vakitsizdir artık senin seherin…
Yırttığın o şiirler ki ne şair uslandırır ne de derdidir artık bekleyenin…
Bülent Öntaş, 21.12.2025
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi

