Hafızalardan Silinen Duygu

Farkında mısınız bilmem ama; yüzsüz, utanmaz kelimelerini artık duymaz olduk. Toplumda utanma duygusu diye bir şey kalmadı. Artık her şey aleni ne sakınıyoruz ne sıkılıyoruz, hatta her konuda son derece şeffafız. Hissetmeden kaybettiğimiz tüm diğer duygularımız gibi ne yazık ki utanma duygusunu da yavaş yavaş kaybettik.

Oysa ne üstün bir duyguydu utanma duygusu; görgü, ahlak, erdem, namus, şeref gibi kelimelerle hatırı sayılır bir ilişkisi vardı. Hata yapmaktan korur, başkalarına zarar vermekten alıkoyardı insanları. İnsanlar onunla daha bir duyarlıydı.

Her ne kadar insanlarla sıkı fıkı da olsa, zamanla ortaya çıkan farklı değer ve bakış açıları onu derinden sarstı, dipsiz kuyulara sürüklendi. Bir hoşça kal bir elveda bile diyemeden köşesine çekildi. Şimdi dönüşü olmayan bir yolda mı bilemiyoruz ama nereye baksak onun ahına şahit oluyoruz. İçimizdeki özlemi o kadar büyüdü ki geçte olsa değerini anlıyoruz.

Keşke karanlıklar içinde bulabilsek; yine geri getirebilsek kaybettiğimiz utanma duygusunu! İnsanlar utanılacak şeyler yapınca yüzleri kızarsa yine eskisi gibi. Topluma sayısız doz halinde yapılan utanmama aşısı tutmamış olsa keşke, buna bağlı olarak masumiyet ve vicdan zamana yenilmese; birbirine karışan özgürlükle utanma duygusu ayırt edilebilse yine.

Gelgelelim algılarla şekillenen bir dünyadayız, utanmaktan utanan insanların sayısı gün geçtikçe hızla artıyor. Bundan sonra mahcubiyet öyküleri dinleyemeyecek, daha çok anormal şeyler duyup göreceğiz. Bizler farkında olmadan, perde arkasındaki gizli eller tarafından utanma duygusunun üzerine sünger çekildi.

“İnsanların yüzüne nasıl bakarım” cümlesi, hafızalardan silindi.

Ümit Tükenmez
Aralık 2025

Bu yazıyı okudunuz mu?

Sen

“Her yolun göğünde saklı bir sır vardır; aşk onu görünür kılar…” Mehmet Mücahit Yurteri Sen …