Kum ve Kaya

Kum ve Kaya

Sahilde altın sarısı, parlak kumlar üzerinde beyaz tül elbisesiyle dans eden genç ve zarif kadın önüne bakmayınca sert bir kayaya çarptı. Ayağının acısıyla avaz avaz bağırdı.

“Ah, lanet olası kaya, ne işin var burada, hiç yakışıyor musun şu güzelim kumların yanına?”

Kaya kadına baktı. “Nereden bileceksin ki o güzel kumların benim binlerce yıldır yavaş yavaş rüzgarla aşınan tanelerim olduğunu; ufalıp kum olmak için ne çok canımın yandığını…” diye cevapladı, ama kadının onu duyabilecek kulağı yoktu.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Şenol Tombaş’ın Öykücülüğüne Dair Kuramsal Bir İnceleme

Şenol Tombaş öykücülüğü, çağdaş Türk anlatı geleneği içerisinde metafizik ve felsefi sorgulama ile ahlâkî-eleştirel duyarlılığı …