Ben Kimin Yerinde Olsam

Ben senin yerinde olsam. Olmam, niye olayım? Herkes kendi yerinde olsun. Sen benim yerimde olsan… Ne yapardım? Sen benim yerimde olma! Niye benim yerimde olacaksın? Herkes kendi yerinde kalsın.

Ne çok duyarız değil mi bu cümleyi. “Ben senin yerinde olsam; şöyle yapardım, şunu derdim, bunu giyerdim, oraya gitmezdim, buraya giderdim, şunu okurdum, burada çalışırdım, paramı şöyle değerlendirirdim, şunu alırdım, bunu satardım.” İşte fikirler de tıpkı böyle bize satılıp duruyor. İster al ister alma. Çevremizdeki insanlar bu cümle kalıbının arkasına ne var ne yok getirebiliyorlar ve ne bulurlarsa bu “Senin yerinde olsam.”a yapıştırıp fikirlerini beyan edebiliyorlar. Hatta beyan etmekle kalmayıp ısrar ediyorlar, duruma göre ikna da ediyorlar. Çevremizdeki insanlar dedim ama bunun bir de sosyal medyası var. Orayı da eğer çevre edinmişsek hiç tanımadığımız kişiler her konuda video çekip yine bizim yerimizde oluyorlar. Bir de bunun başka bir cümle versiyonu daha var. Kim senin yerinde olsa. Eee kim benim yerimde olsa ne yapardı? Sen benim yerimde değilsin o kim her kim ise o da benim yerim de değil ve hiçbir zaman da hiç kimse kimsenin yerinde olmayacak eğer olurda sen veya kim bir gün yerimde olursanız o vakit düşünün şimdi değil. O vakit kendi adınıza düşünün yine benim adıma değil. Bu durum bir işgüzarlık mı, bir iyi niyet mi, çokbilmişlik mi, fazla müdahaleci olmak mı, merak mı, had bilmemek mi, sınır tanımamak mı ne? Ben hiç bilmiyorum. İnsanların kendi yerinde olmaları yetmiyormuş gibi -sanki herkes bulunduğu yerin, kendi olmanın hakkını vermiş, tüm sorumluluğunu üstlenmiş bütün görevlerini tamamlamış- bir de başkasının yerinde olma ihtimalini konuşuyor. Kimsenin kendi dışında birinin yerinde olma ihtimali var mı? Adına empati denen şey bile bu konuda yetersiz. Tam Nasreddin hocanın fıkrasında dediği gibi siz bana kolu kırılanı getirin. Vallahi o kolu kırılan da anlamayacaktır. Çünkü o kolunu nerede kırdı, nasıl kırdı, ne derece kırdı, ne kadar ağrısı var, hatta ağrı eşiği düşük mü yüksek mi, daha önce de kolu kırılmış mıydı, bu duygu ve acıyla tanışık mı değil mi, kolunu nerede sardırdı, iyileşiyor mu daha mı kötü..? Bunlardan daha onlarcasını sıralayıp sizleri ve kendimi ihtimaller nehrinde boğabilirim ama niyetim bu değil. Vaziyet şu ki kimse kimsenin yerinde olamaz. Yer denilen şey eğer bir makam, statü, yaş, medeni durum, tahsil, yahut anlık hal ise bile hiç fark etmez; herkesin yeri kendine. Demiyorum ki kimse kimsenin umurunda olmasın. Herkes birbirine kayıtsız kalsın yahut kimse kimseye danışmasın fikir sormasın ya da fikir söylemesin. Ama herkesin zaten hem eğitmen hem filozof hem psikolog hem ekonomist hem her şey olduğu şu zamanda kimsenin kimseye avukat olmasına lüzum var mı? Neyse işte… Eleştirmekle yardımcı olmak, fikir beyan etmekle müdahil olmak, destek olmakla işine karışmak aynı şey değil. Hem zaten kişi sana fikrini sormuyorsa niçin söyleyeceksin! Fikir o kadar ucuz mu ki herkese dağıtıyorsun. İnsanlar fikirleri için patent alıyorlar. Ben sizin yerinizde olsam kimsenin işine karışmazdım. Şaka şaka, latife yaptım… Ben niye sizin yerinizde olayım. Siz benim yerimde olsanız başka ne söylerdiniz onu da bilemem. Bu yüzden sözlerimi yerli yerinde bırakıp herkesi saygıyla kendi yerine davet ediyorum.
Vesselam…
30 Haziran 2026
Özlem Korkmaz
Resim: Özlem Korkmaz (anonim bir fotoğraftan çizilmiştir)

Bu yazıyı okudunuz mu?

“Bu Fırsat Okunur!” Şenol Tombaş Kitap Seti: 1100,00 TL

Facebook ta paylaşX te paylaş