Fani ömrümü kartonlara usul usul katladım,
O an bir pencere kapandı, bin iç çekiş sakladım.
Duvarlardaki çivilerin yetim gölgesi kaldı,
Ebediyen çocukluğum yaşamsız bu evde kaldı.
Bilsen, eşik ayağımı öperken içim sızladı.
Merdiven her basamakta binbir anıyı ağlattı.
Rüzgâr yine perdelerin ruhu olur da el sallar,
Tozlanan her bir köşe de bana eski adımı söyler.
Yeni evin kapısı sanki yabancı bir yüz gibi,
Odalar bile suskun durur, bekler kalbin sesini.
Ben anladım ki taşınan eşya değildir her zaman,
İnsanı da sırtında taşır yarım kalan bir zaman.
Adres elbet değişir, yalnız kader hep aynı kalır;
Evden çıkılır da neden ruhun hep orada kalır?
Kitaplarımın yüzü sararmış; ağlamak sonumuz.
“Biz dayanamayız, yük olmayalım sana, dostumuz.”
Kelimelerden ördüğüm bir salıncaktır şu ömrüm;
Bir kelimesini silsem kopar ip ve ben ölürüm.
İnsan, biriktirdiğini ata ata yol alırmış;
Bu dünyada yükü çok olanın seferi de zormuş.
Taşınmak taşınmaz bir çiledir; hiç taşınamadık,
Biz yıllarca adres aradık, bir ömür yük taşıdık.
Göç ede ede bir gün göçeriz yaşam hanesinden,
Biz çok taşıdık; sonunda bizi taşısın cümle âlem!
Mevtalar ki yük taşımaz, hiç toprağa sormadın mı?
Kim yaşanmışlıklarını ölüye yük edebilir?
Taşına taşına sen de taşınmaz olursun bir gün;
Hem de el üstünde, tabuttan alkış olursun bir gün.
Şenol Tombaş
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi


