Doğanın Zikzakları: “Surface Optimization Governs the Local Design of Physical Networks”
“Fiziksel ağların gizli geometrisinden hayatın içine felsefi bir yolculuk.”
Dün takip ettiğim bir hesapta paylaşım yaptığı bir makale dikkatimi çekti. Hemen okumak istedim çünkü tam da ilgimi çeken alanlardan biriydi. Konu şu; yüzey optimizasyonu,fiziksel ağların yerel tasarımını yönetmesi ile ilgili. Merak etmeyin bilimsel kavramları açmayı ve güncel dilde ne demek istediğini anlatmayı severim; detaylandıracağım -neden dikkatimi çektiği konusunda- Yazarları Xiangi Menü,Benjamin Pİzza,Casablanca Both,Baruch Barzel ve Albert -Laslo Barabasi. Nature Dergisi cilt 649, sayı 8096,sayfa 315-322
Kaynakları da yazdığıma göre biraz neyden bahsettiğini önce ve sonrası olarak açmalıyım. Bu çalışma, beyin damar ağlarından bitki köklerine kadar doğadaki birçok “fiziksel ağın” neden belirli şekillerde dallandığını açıklıyor. Ama araştırmayı bu denli önemli kılan bu ağların yapısını anlamak için “sicim teorisindeki” matematiksel modellerin yani Feynman Diyagramları kullanılmış olması. Hemen parantez açıyorum; -Feynman Diyagramı nedir- Feynman diyagramları atom altı dünyada parçacıkların birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğini gösteren fiziksel bir alfabe gibidir. Her çizgi bir parçacığı veya kuvveti gösterir. Düz çizgiler maddeleri (örnek elektronlar), dalgalı veya helezon çizgiler fotonlar gibi haberleşmeyi sağlayan kuvvetleri, oklar yönleri, köşeler daha doğrusu birleştiği noktalar etkileşimin gerçekleştiği yerleri gösterir. Burada yani köşelerde parçacık yok olabilir, yön değiştirebilir veya yeni bir parçacık doğurabilir. Bu diyagram bir zaman çizelgesi olarak düşünülebilir. Soldan sağa ilerler ve sol geçmişi, sağ ise gelecek kısım gibi düşünün. Önemi şuradan kaynaklanır; Feynman diyagramı sayesinde matematik görselleştirilmiş olur. Sayfalarca sürecek olan kuantum denklemini tek bir çizimle ifade edebilirsiniz. Olasılık hesaplarını çizgi üzerinden uzunluk ve açı bağlamında yapabilirsiniz. Fizikçiler bu diyagram sayesinde evrenin nasıl çalıştığını örneğin ışığın maddeyle nasıl etkileşime girdiğini tahmin ederler. Şimdi makale konusuna geri dönelim.
Steiner ağ teorisine göre ( bu makaleden önceki teori) doğadaki ağlar mesela sinir hücreleri sadece mesafeyi kısa tutmaya çalışıyordu. Ancak bu makale diyor ki” Hayır, mesafe kadar, o damarın veya sinirin ‘dış yüzey alanı’ da hayati önemdedir” Doğanın yüzey alanını korumak için bazen yolu bilerek uzattığını ya da farklı açılarla dallandığını ispatlıyor.İspat yöntemi olarak da şimdiye kadar düşünülmemiş olan sicim teorisindeki Feynman Diyagramını kullanıyorlar. Eski teorilerde ağlar, dar açılarla V şeklinde dallanmakta idi. Ancak doğadaki, özellikle beyinde ve bitki köklerinde bazen ana gövdeden 90 derece dik çıkan küçük filizler görülmekteydi. Bu açılar bir hata değil aksine optimize tasarımıdır. Bu dik filizler sayesinde, beyinde daha fazla sinaps kurulabilmekte. Yani daha çok bağlantı. Bilimsel olarak makale şunu söylüyor; sadece yolu kısaltmaya odaklanmış bir sistem yok, aynı zamanda sistemin verimliliği için yüzey alanı ve hacim dengesi de önemli.
Buradan hareketle, hayatımızdaki etkisine bakmamız mümkün. Biyolojik ağlar bazen bilerek yolu uzatıyor. Eğer bir damar kendisi için en kısa yolu seçseydi, dokulara ulaşması gereken besinler yeterince dağıtılamazdı. Aynı hayat gibi! Bazen, her şey, hemen olsun isteriz; en kısa yoldan işlerimizi halletmek , en çabuk şekilde ortaya çıkarmak ya da en kısa zamanda zengin olmak, en kısa yoldan gideceğimiz yere varmak… Aceleci bir yanımız olduğunu inkar etmemeliyiz. Hız ve kestirme yol kısmına odaklandığımızda tecrübeyi, derinliği ve yaşamımızın genelinde fayda verecek verimliliği göz ardı etmiş oluyoruz. Fark etmemiz gereken tam da bu! Verimli kullanılan uzun bir yol, hayatla veya işimizle ya da her neyle uğraşıyorsak, daha fazla yüzey alanı oluşturmamızı ve kalıcı deneyimlere dönüştürme ihtimalini arttırıyor. Doğa, kendi içinde milyonlarca yıldır hızı değil, tam tersine, dengeyi seçtiği için bizlerin de bundan pay çıkarması gerekir. Bir nehri düşünün; dümdüz akmak yerine zikzaklar çizerek damarlarını genişletir ve çevresinde olan birçok bitkiyi besleyerek yayılıma katkıda bulunur. Bizler, başımıza gelen ve bizim sekteye uğradığımızı düşündüren her yolun kıvrımından şikayet etmek yerine, bize ve çevremize kattıklarına, beslediklerine odaklansak, doğadaki denge gibi daha derinlikli olarak var oluruz.
Hepimiz, bu söylediklerimi muhtemelen duymuş veya bir yerlerde okumuş olsak da çoğu kez bilimsel temelli yaklaşımlar bize daha derin, daha farkındalıklı bakış açısı kazandırabiliyor. Belki de bu çağın yani haz ve hız çağında, yavaş ama yüzeye en verimli şekilde yayılan doğadan, çok şey öğrenmemiz gerekiyordur…
Türkan Beyaz
Ocak,2026
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi

