“Aşkın Suretleri Gerçek Aşka Yenilirmiş…” diye ölümsüz bir kural vardır. Gerçek hayatta öyle midir? Hayatın acımasız döngüsünde, Aşk, Suretlerine Yenilir. Ne garip değil mi? Bu çelişki, insanın kalbini yakıp geçen bir paradokstur; sanki dipsiz bir kuyu, çıkmaz bir sokaktır. O çıkmaz sokağın taşlarını, ihanet edilen her hakikatin ve yaşanmamış her cümlenin sessizliği döşer. İnsan o sokakta kayboldukça, aslında yalnızca kendi …
DevamıGencay Coşkun
İyilerin Yüreğinde Oturan Sessiz Volkan
İnsanlar, karşısındakine iyilik ve nezaketle uzandığınızda, bu eli bazen boşlukta sallanan bir zayıflık işareti sanırlar. Kibarlığınızı ve saygınızı, doldurulması gereken bir güç boşluğu gibi görürler. O boşluğa, saygısızlık cesaretiyle adım atarlar, çünkü sizi kırılgan bir cam sanmışlardır. Oysa iyi olmak, kuvvetten düşmek değildir. Kendine ve herkese karşı duyarlı, bilinçle seçilmiş bir gücün en zarif tezahürüdür. İncelik, çelik iradenin en parlak …
DevamıYitirilmiş Bir Hayat
Yitirilmiş bir hayat, Bırakılmış düşler. Hançerlenmiş gülüşlerimde Yosunlar sızmış geceye… Ne kadar küfür etsem az kalır, Ne kadar beddua. Ama susmak ve durmak Bütün yalanlara, Bütün ihanetlere, Yarım bırakılmışlıklara… Ateş etmeden bir gece, Sabahı çok ağır oluyor. Hayaller gerçeklere takılıyor Dikenli tellerinde hayatın, Acımasızlıklara denk geliyorum. Sözlerim kalacak benden çok sonraki zamanlara, Benden çok sonraki acı çekmiş benim gibi insanlara. …
DevamıLatîf bir Yük, Nâzenin bir Cehalet, Hikmet Taslayan Gönül Darları Üzerine
Ziyâde selâm olsun o zevât-ı kirâma ki, aklı idrâkleri rüzgârda savrulacak bir tüy kadar latîf, bir çiğ tanesi kadar nâzendir. Öyle bir nâzeninliktir ki bu, kendi gölgelerinden ürker, kendi nefislerinin ağırlığı altında ezilmemek için daima başka omuzlara basmayı tercih ederler. Sanki ruhları, ayağı yere basmayan bir sözcük gibidir. Havada asılı kalmış, fakat yere düşmekten korkar. Bu müstesnâ zatlar, ilmin kapısından …
DevamıTepetaklak
Sevecen başlayan günün Hüzünlü bir anısıydı Duvarda tepetaklak duran Ayaklarından asılı kalmış çiçek, Öksüz çiçek. Yüreğin ateşini yakarken, Rüzgarın yönünü hesap etmezsen, Duman içinde kalırsın. Yüzün gözün hep is içinde ve Silinmezler zamanın gri çizgisinde. Sonbaharda küçük fırtınaydı, Bu püsküllü garip hikaye. Şiir bile yazamadım kaç vakit, Sustum ismini konuşmadım. Bilirdim aslında vuranı, Canı yanmasın, Başına gelmesin diye Kaç vakit …
DevamıBir Fırtına Var İçimde
Bir fırtına var içimde Sessizce bekliyorum… Durduramıyorum ölümcül düşüncelerimi. Her gün Her an Yeniden ölüyorum. Kocaman bir karanlık sonrası Yeniden doğuyorum. Yok olmak ne kadar zor, Var olmak ne kadar acı. Yalnızlığını seviyorsun. Artık üzülmüyorsun, Çok şaşırmıyorsun. Gecenin karanlıkları Eğlencelik panayırlara dönüşüyor. Saçma sapan insan sesleri Susmuyorlar, Bitmiyorlar, Devamlı seni öğütüyorlar. Seni sen olduğun için değil de, Başka bir şeye …
DevamıGözlerimdeki Yağmur
Kara Kalem : Mehmet Mücahit Yurteri Ölüme giderken Öldüremiyorum kimseyi; Kıyamıyorum. Bana kıydıkları gibi. Mısralar doluyor yüreğime; Gözlerim yağmur topluyor. Oluk oluk akacaklar birazdan, Sızacaklar bulutlara. — Yüzüme vurulmuş binlerce cümlen var; Hiç yorulmadan, Hiç acımadan, tekrar tekrar. Bütün ateşini kustuğun Kalbimin içine. Öldürmüyor ne yazık ki, Küstürüyor sadece. — Telaşe zamanlarımda, İçimdeki kırgınlıklar çok feci. Her cümle yakıyor tekrar …
Devamı
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi
