Yapay Zekâ Sanat ve Edebiyatın Yerini Alır mı?

Teknoloji baş döndürücü hızla ilerliyor ve bunların da başını Yapay Zekâ çekiyor. Bazı insanlar işini Yapay Zekaya gördürmenin sevincini yaşarken, bazı insanlarsa Yapay Zeka yüzünden işini kaybetmenin korkusu içerisinde!
Hayatın tüm alanında bu böyle, bizi ilgilendiren kısmı ise sorulan şu soruda gizli;
Yapay Zeka, bu gidişle Sanatın ve Sanatçının yerini alır mı? Mesela edebi bir metin yazabilir mi? Hemen cevaplayalım:

Yapay Zekanın iki çalışma yöntemi bulunmaktadır; çok veri toplama ve toplanan bu verileri hızlı bir şekilde işlemesi…

ChatGPT, Google Assistant, Alexa, ELSA Speak, Socratic, Fyle, DataBot… gibi Yapay Zeka programlarına önce insan eliyle tüm bilgiler yükleniyor ve sonra algoritmatik kodların devreye girmesiyle mevcut olan bilgiler hızlı bir şekilde işlenerek sizin istediğiniz düzende çıktı olarak sunuluyor…
Peki Sanat ve Edebiyat neydi; “İnsana ve doğaya dair yeni şeyler üretmek,” değil mi. Yani bir sanatçının düşünce ve kurgusuyla yepyeni veriler üretmesi demektir.

Yapay Zekâ; bütün bilgileri biriktiren, son derece yetenekli, çok becerikli, çok bilgiye sahip, hatta mantık olarak doğru-yanlışı ayırabilen, belirli bir algoritmatik kodlama yapısıyla hızlı, güvenli, çok karmaşık matematiksel işlemleri yapabiliyor. Ancak insani değerlere sahip insanın aradığı özellikleri veremiyor!..
Mantıksal olarak biriktirdiği bilgileri kullanarak hızlı ve doğru işlemler yapabilir lakin
bir olayın iyi-kötü, güzel-çirkin gibi kavramları karşılaştırmalı işleyemiyor.
Yapay Zekâ, Edebiyatın aradığı Toplumsal Ahlaki kavram, Etik ve Felsefi yönlendirmeleri, Estetik vizyon gibi değerlerden yoksun olduğunu ve olaylara duygu yükleyemediğini gözlemliyoruz. Zaten insan eliyle yapılan bir makinanın bu kadar mükemmellikte yapması da beklenemez. Çünkü insanın henüz zekasının sınırları çözülebilmiş değil…

Tekrarlayalım, Yapay Zekâ; resim, müzik, şiir, hikâye, film sahnesi gibi eserler ortaya çıkartıyor ancak sıfırdan üretemiyor! Sadece üretilmiş verileri yeniden düzenliyor…

Sanat dediğiniz şey; ‘İcat’, sanatçı ise ‘Mucit’tir. Yapay Zekâ bunun ikisine de girmiyor. Sanatçı dediğimiz kişi, niyet, duygu, yaşantı ve bilinçli ifade taşıyan bir öznedir. Yapay Zekâda ise; Duygu yoktur, Deneyim yoktur ve Bilinçli bir “ifade isteği” yoktur. Dolayısıyla bir tablo oluşturarak, kelimeleri yan yana getirip şiir yazarak veya notaları dizerek müzik dahi besteleyerek teknik olarak harika işler çıkartabilir.
Hatta daha geniş kapsamlı roman bile yazdırabilirsiniz. Siz belirli başlıkları verirsiniz o takır takır size sayfalarca yazabilir.

Mesela bir roman yazmak isteseniz; bir ana kahraman ve onun etrafında dönen yan kahramanlarla ilişki-çelişki içerisinde verilmesi ve bir duygu yoğunluğuyla yazılması gerekir. Lakin makinenin empatisi, ruhu ve duygusu olmayacağına göre ona yazdırılan roman gerçek anlamda edebi bir eser olmaz.
O halde ortaya çıkan bu ürün kaba taslak, duygusuz bir şeyden ibaret olur! İçinde ne diyaloglar olur ne de heyecan verici aksiyon! Öyle tatsız-tuzsuz pişmiş bir aş gibi, bu roman da sıradan bir yazı olur ve asla bir edebi eser olamaz.

Yapay Zekaya yazdırılan bir yazı en mükemmel ve çok iddialı olsa da edebi bir başyapıt asla olamaz! Bu müzik de de böyle, resimde de böyle, edebiyatta da böyledir. Yani yeni bir Mozart, Picasso ve Yunus Emre olamaz…
Ha, “Yapay Zekâ Sanat ve Edebiyat adına ne yapabilir?” diye sorarsanız, bunun da verecek olumlu cevabımız var; Yapay Zekâ, sizin bilgi ihtiyacınızı karşılar, teknik açıdan yönlendirmeler yapar…

Dolayısıyla, Yapay Zekâ bilgi üretemez, ancak yüklenen bilgi birikimini kullanır. Sanatın ve edebiyatın olmazsa olmazı olan yeni ve özgüm yapıtlar ortaya koyamaz…

Sanatçılar denince sadece “üreten” değil, yön veren, seçen, anlamlandıran kişiler olarak da tanımlanır.
Son söz; Yapay Zekâ gerçek anlamda Sanat yapamaz ve İyi bir Sanatçının yerini alamaz…

Bu yazıyı okudunuz mu?

Sınırdaki Çizgiler

Bahçede arkadaşlarıyla top oynayan iki numara, “Babaaa… Koş! Nesrin teyze sınırda,” diye bağırıyor. Okuduğum kitabı …