Yabana atılmış külüstür sevdaların peşindeyiz.
Nedir bu hal tavır bilmez iklimin?
Kaynağı belirsiz bir su kuyusu.
Bu derinlik bu gizem bu aşk bir uçurum…
Mehtaptan geceyi saran sırlı sim.
Vazgeçilmesi zor bir zanaat.
Hoyrata terkedilmiş haşin bir rüzgâr.
Bu aşk değil sanki ruhi devinim
Nezaketi aşmış sıradan üslup.
Paramparça olmuş akli tevessül.
Fikirden ırakta kalbe mühürlü.
Manadan gerisi yol almış göçüp.
Yabana atılmış külüstür sevdaların peşindeyiz.
Nedir bu gücenik duran yüz hattın.
Nezaket timsali selim mi aklın!
İştihası tükenmiş nazlı tebessüm.
Yalana meyleden kuru şikayet.
Zapta zincir vurmuş nadir hakikat.
Derin hırsın ayağında hikâye.
Kendi benliğinden uzak bir şefkat.
Aynalara küskün serde parıltı.
Kalp tokmağı dövük tahta bir blok.
Azrail’e zahmet veren hırıltı.
Az tutkala batıp çıkmış narin ok.
Özlem Korkmaz
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi

