Dursun Ali Akınet ve Yalıköy

Halk Şairi Dursun Ali Akinet; Fatsa’da doğmuş, Fatsa’da büyümüş ve zamanını büyük bir bölümünü de Fatsa’da geçirmiştir. Peki, Fatsa’da bulunduğu zamanlarda Akinet ne yapar ve nerelere gider? Akinet’in evi Fatsa garjının karşısındadır. Bazen garajda çay ocağında, bazen evinin önünde, bazen de Emlakçı Hüseyin Pirpit’in Emlak Ofisinde Akinet’i eşi dostuyla muhabbet ederken görmek mümkündür. Bir de Akinet yürüyüş yapmayı sever ve yürümenin sağlık için faydalı olduğunun farkındadır. Garajlardaki ışıklardan sahil yolunun karşısına geçer, yolun kenarından Bolaman köprüsüne kadar yürür ve aynı güzergahtan döner. Bu yürüyüş esnasında bazen öğretmen evinde bazen de kavlan ağacının altında bir iki eş dostu ile görüşüp Karadeniz’in hırçın dalgaları eşliğinde sohbet ederek çayını yudumlar.

Akinet, doğayı ve doğal olanı seven bir şairdir. Elbette onun nerelere gidip, nerelerde vakit geçirdiğini düşünürken “Yalıköy”e özel bir vurgu yapmak gerekir. Yaliköy, şairin hususi olarak gittiği ve vakit geçirdiği bir yerdir. Akinet, doğayı ve doğal olanı sever, dedik. Fatsa’nın doğusunda yer alan ve küçük bir balıkçı kasabası olan Yalıköy; coğrafyası, insanı ve sosyal hayat açısından doğal bir yerdir. Bir şair, burada hoşça vakit geçirebilir ve gözlem yapma fırsatı yakalayabilir. Dursun Ali Akinet de bunun farkındadır ve buraya özelikle yaz aylarında sık sık gider ve orada eş dost ile vakit geçirir, muhabbet eder.

Yaliköy limanının kenarında, bir köşede balıkçılara ait bir kahve vardır. Bu kahve hem şehirden kopuk değildir hem de deniz kenardında, ağaçların arasında güzel bir yerdedir. Yazın kahvenin dış mekanında serin rüzgarda, kışın ise kapalı alanda soba ateşinin sıcaklığında oturup muhabbet etme, oyunlar oynama imkanı vardır.

Akinet de burada dostlarıyla muhabbet eder ve okey oynar. Kimdir Akinet’in bu dostları? Akinet’in asker arkadaşı Tansu Bey vardı. Akinet onu çok sever ve onun vasıtasıyla Yaliköy’le bağlantı kurmuştur. Bu küçük sahil kasabasında şair, asker arkadaşıyla güzel günler geçirmiştir. Tansu Bey, birkaç yıl önce asker arkadaşını Yalıköy’deki dostlarına emanet edip ebedi aleme göç etmiştir. Mekanı Cennet olsun.

Yalıköy denilince tabii ki Yaşar Hocayı da unutmamak lazım. Yaşar Hoca da Akinet’in Yaliköy’de muhabbet ettiği ve sevdiği dostlarından biridir. Kendisi uzun boylu, zayıf, saçları önden biraz dökük, esmer tenli ve pala bıyıklı emekli bir öğretmendir. Emeklilikten sonra Yasar Hoca, zaman zaman teknesiyle bu küçük sahil kasabasında balıkçılık da yapmıştır. Yaşar Hoca kelimeleri seçerek, olayları acele etmeden ayrıntısına kadar anlatır. Yaşar Hoca’nın neşeli ve muzip yapısı vardır. Yaliköy limanındaki balıkçı kahvesi, Yaşar Hoca’nın ve Aylukçu’nun birçok komik anılarına tanıklık etmiştir. Bu anıları, Akinet de ilgi ve neşeyle takip etmiştir.

Hazır cevaplılığı ve komik mizacıyla Aylukçu da Akinet’in dikkattini çeken isimlerden birdir. Aylukçu’nun konuşmaları Akinet’in çok dikkatini çeker. Onunla ilgili bir anısını Akınet sık sık anlatır. “Bir gün Aylukçu’ya arkaşları kahvede birini sorar. O da o gün arkadaşlarının sorduğu kişiyi okeyde yenmiştir. Aylukçu onlara şu cevabı verir: Ne bileyim ben nerede. Az önce buralardaydı. Ben onun savağını sağdım, onu gönderdim, der.” “Savağını sağmak” söylemi Akinet’in çok dikkatini çeker ve çok hoşuna gider.

Akinet, Yaşar Hoca, Aylukçu ve dördüncü olarak biri daha bulununca eğer yaz ayı ise kahvenin dışındaki bir masaya, şayet kış ayı ise kahvenin içindeki bir masaya oturup okey oynamak ve muhabbet etmek kaçınılmaz olmuştur. Tabii yancı olarak da “Pala Dayı” masanın bir köşesinde otur ve sıcak oraletini içer. Oralet ve Pala Dayı birbiri ile özdeşleşmiştir. Hatta Volkan Odabaş ile benim de orada bulunduğum bir yaz mevsiminde her nasılsa Pala Dayı Akinet’in de bulunduğu oyun masasından oraletini içmeden kalkmış. Masadakiler bunu fark ettiler ve Pala Dayı’yı yoldan çevirip oraletini içerdiler, öyle gönderdiler. Mekanı Cennet olsun. Pala Dayı da ebedi aleme göç etmiş.

Akinet’in Yaliköy’deki dostları bu isimlerle sınırlı değildir tabii. Ülkemizin sayılı cerrahlarından olan Prof. Dr. Metin Şen de şairin Yaliköy’de muhabbet ettiği, şiir ve türkü sever bir Yalıköylü dostudur. Şen Hoca, tatilini Yaliköyde geçirdiği zamanlarda Akinet, onunla görüşüp muhabbet eder ve hasret giderir. Akinet, sağlıkla ilgili konularda Metin Hoca’dan bilgiler alır ve sağlığı ile ilgili bir durum olduğunda ilk danıştığı kişi Metin Hoca’dır.

Yaliköyde yaşam sadece kahve ve oyun hayati ile sınırlı değildir. Kış aylarında fırsat buldukça şairin eş ve dostları, balık ve hamsi partisi düzenlerler ve Karadeniz’in bolluğundan ve bereketinden istifade ederler. Yalıköy bir balikci kasabasi oldugu icin burada taze balik ve hamsi cok olur. Tuttukları taze balık ve hamsiden balikla ugrasanlar Akinet’e de verirler. O da bunları, sağ olsun zaman zaman bizim gibi eşi dostu ile paylaşır.

Akinet burada dostlarıyla Mayıs ayında düzenlenen “Mayıs Yedisi Şenlikleri” ne de katılır. Bu etkinlikler geleneksel hale dönüşmüştür. Ve her yıl devam eder. Şenliklerde sık sık şairin sözlerini yazdığı türkülere de yer verilir. Bu türküleri, çoğunlukla da TRT’den emekli ses sanatçısı hemşehrimiz Tuğrul Şan seslendirir.

Yalıköylüler, artık Akinet’i kendilerinden biri olarak görmektedir. Bu küçük sahil kasabası ve insanları, şairin sosyal hayatında ve sanat hayatında önemli bir yer tutar.

Bu yazıyı okudunuz mu?

“Hüzün Treni”

Yalnızlık; hüzünlü tren her istasyonda umutla sevdiğini aramak kurşun rengi gökyüzünün altında içine sürgün gözyaşlarıyla …