Dedikodu Kazanı


Dedikodu denen şey, aynı ateş gibidir.
Nasıl yakar görürsün, hele dilini değdir.

Tek kıvılcımla başlar, bir hız ile yayılır.
Koca bir yangın olur, geriye külü kalır.

Ona buna ne olmuş, başına neler gelmiş.
Bir çırpıda anlatır, hem ahmak hem de bilmiş.

Dinleyen de meraklı, bekler neler duysun.
Bu kadınlar çok fena, iblis bunlara uysun.

Der ki; “Ahmet’in oğlu, Ayşe’nin kızı nolmuş.
Hayriye’nin kocası, kendine metres bulmuş.

Sabiha eltisine, kavgada tokat atmış.
Duydunuz mu komşular, Nermin Hanım boşanmış.”

İşte böyle kaynıyor, dedikodu kazanı.
Hak affeder mi bilmem, araları bozanı.

Boynuna mı borç oldu, derdi tası milletin?
İşin gücün yok mu ki, içindesin illetin.

Bu gıybet afetiyle, kaç yuvalar karışır.
Böyle devam edersen, şeytan senle yarışır.

Dedim ya bir yangın ki, düşmek için yer arar.
Aklın başa almazsan, seni de bir gün sarar.

Özlem Korkmaz
Resim: Özlem Korkmaz

Bu yazıyı okudunuz mu?

Söz-el

Aşk dediğin sözelci/günler değil göz elçi sayısız bakışmalar/satamaz hiçbir çerçi alıp götürür onu/gönül dediğin terki …