Hikâye

Bizim Yaşadığımız Çocuklukta Çocuk Yoktu

Sene 1968, yedi yaşındayım. Her yanı ormanla çevrili, ekinleri diz boyu, ağaçları meyve dolu yemyeşil bir köy ama içindeki hayatlarda mutluluk yoktu. Bahar gelince karlar erimeye başlar, derelerde akarsu sesleri artar, sular coşar, her tarafta otlar yeşerir, çiçekler açar, ağaçlar tomurcuklanır. Kuzu ve kuş sesleri birbirine karışırdı. Sarı çiçekli çiğdemler çıkmıştır, baharı müjdeler. Mantarlar çıkıp bende buradayım derler. Kelebekler zikzak …

Devamı

Yedinci Peron

Haydarpaşa tren garının merdivenlerini, içimdeki kasveti ona belli etmemeye gayret ederek çıkıyorum. Birkaç basamak sonra kafamı kaldırıyorum ve binanın ihtişamı karşısında bakakalıyorum… Ne kadar büyük ve ne kadar da güzel… Kan ter içinde kalmış hallerinden, son dakika yetiştikleri belli olan bir aile yanımızdan rüzgar gibi geçiyor. Tam devasa kapıdan içeri girecekken babaları olduğunu tahmin ettiğim kişi; göbeğinin düğmeyi patlatacak gibi …

Devamı

Nihan

Başını masadan kaldırdığında gözyaşlarıyla ıslanmış yanaklarına akan maskara yüzüne bulaşmıştı. Saate baktı; geçen bir buçuk saat ona iki gün gibi gelmişti. Telefonu yerdeydi, ekranı kırılmıştı. Yere attığını anımsadı. Gelmeyen mesaja, çalmayan telefona içinden sessiz bir lanet etti. “Toparlanma zamanı,” diyerek aracına bindi. Ne çok kırılmıştı ne de çok anlaşılmamıştı. Yaşı otuz beşlerindeydi ama söylenen yalanlara, samimiyetsiz tanışıklara hâlâ alışamamıştı. Her …

Devamı

Mizan

“ Kötülüğün olmadığı dünya gerçek midir? ” Serçe’ye sorar; “ Gitmediğim evren, çalmadığım can eşiği kalmadı ama kalplerin rengi solmuştu.” İnsan: “ Konduğun yerler demir kırı mı? ” Serçe: “ Hangi yerde olursan ol gördüğün senin rengin olur.” İnsan: “ Sadece beyazı görmek istiyorum.” Serçe: “ Kötülüğü görmek istemiyor musun? ” İnsan: “ Demir kırı renginin olduğu yerde kötülük olmaz …

Devamı

BİO ROBOT (Bilim Kurgu)

BİO ROBOT (Bilim Kurgu) Ahmet, İstanbul Teknik Üniversitesi Nano Teknolojiler bölümünde doktorasını yapıyordu. Üzerinde çalıştığı konu, Biyo Nano Teknoloji kullanarak mikro robot üretmekti. Bu proje için — yurt dışındaki yüksek lisans tezini de dâhil edersek — yedi yıldır gecesini gündüzüne katıp çalışıyordu. Ürettiği mikro robotun birçok özelliği vardı. İnsan vücudundaki hücrelerin genetik yapısını taklit edebiliyor, lazerleriyle mikro düzeyde işlemler yapabiliyor, …

Devamı

Göçmen Kanatlar

“Göç, yalnızca yer değiştirmek değil; hafızayı sırtında, cesareti kanadında taşımaktır…” M. Mücahit Yurteri Kara Kalem: M. Mücahit Yurteri Göçmen Kanatlar Mehmet Mücahit Yurteri Bataklığın üstünde akşam, kızıl bir ipek gibi suya düşerken, sivrisineklerin uğultusu yalnızca kanat sesi değildi; gökyüzünde yankılanan bir tarihin, bir hayatın, bir damla cesaretin uğultusuydu… Sazlar titreyerek suya dokunuyor, her titreyiş bir fısıltı, bir sır, bir hatıra …

Devamı

Menkıbe

Gözbebeklerin kaçınarak sakladığı o şey Bu kaçıncı can kırığının sesi göğü titreten Nefes almaya tahammülü biten ey gönül, bekle… Empati yoksunluğu değil, Olsa olsa münafıklık emareleri onlarınki. Allah demekle değil, adil olmakla erişilir menzile. Ne çok acıdı kalbimiz… Oysa altı üstü birkaç sene yaşayıp gideceğiz. Kahvenin köpüksüzünü kendimize ayırdık diye mi kırdınız? Oysa ne çok incelik saklıydı. Size insansızlığı ilham …

Devamı

Eski Bir Hikaye

Evden sinirle çıkmış, kuru yapraklara tekme atarak, söylene söylene yürüyordu. Onu takip eden evin köpeği Arap’a, “Gelme peşimden. Git!” diye bağırdı. Hayvan kuyruğunu sallayarak durdu, bir anlam veremeden evin büyük oğluna baktı. Her zaman yaptığını yapıyor, evden kim çıkarsa onu güvenli tutmak için peşinden gidiyordu; okula, bakkala, kahveye… Bu asi oğlan niye bağırıyordu anlamadı. Çocuk, yerden uzun bir dal parçası …

Devamı

Kalbimdeki Asil

Kara Kalem: Mehmet Mücahit Yurteri Donuk bir anın hoş bir tesadüfle canlandığı o gün… İlk karşılaşmamız… Upuzun saçlarını sokağı salan ağaçların yeşilini kıskandıran bir çift göz… “Ne kadar da asil!” dedi dudaklarımdan dökülen birkaç söz. Kendini taşımaktan yorulmuş eski bir apartmanın kapısından girerken, çıkageldin sen. Zümrüt bakışlarınla beni süzüp, başını öne eğişin. Sonra uslu adımlarla yürüyüp gidişin. Ardından, adım adım …

Devamı

Kırık Zaman Defteri (Son Sayfası Yazılmamış Bir Öykü)

Kırık Zaman Defteri (Son Sayfası Yazılmamış Bir Öykü) Kara Kalem: Mehmet Mücahit Yurteri Mehmet Mücahit Yurteri Bakırköy’ün arka sokaklarında zaman, sanki biraz daha yavaş akardı… Beton duvarlara sinmiş çamaşır deterjanı kokusu, sabah ezanıyla karışan martı çığlıkları, kaldırım kenarlarında unutulmuş çocuk çorapları ve yorgun bir güne uyanan insanlar… Burası Çınarlı Sokak’tı… Herkesin birbirini tanıdığı bir sokak… Çınarlı… Gülistan Abla, pazarda en …

Devamı