Kaderimiz Yazılı Olan Mı Yoksa Yazan Kendimiz Mi?

“ Nefes aldığım şehir neden yabancı geliyor?”
“Niye doğduğum topraklar beni kabul etmiyor ve ben de onları istemiyorum.”
“Toprağın ve yüreğimin sancısı bir türlü durmak bilmiyor.”
Toprak: “ Canın kabuk değiştiriyor ismin gibi.”
Can: “Hiçbir şey bilmiyorsun!”
Yürek: “ Zamanın sancısı kızıl rengine boyanmış, nefes aldırmıyor.”
Can: “ Kanayan yarayı durduramıyorum, bir de yürek olacaksın.”
Yürek: “Durdurmak için çabalıyorum, ama hiçbir zaman açık konuşmadın, gönlünün perdesini kapalı tuttun.”
Toprak: “Yaşadığın yere o kadar yabancısın ki!”
Yürek: “Kendisine yabancı!”
Can: “ Yabancı olanlar diğerleri, bunları görmüyorsunuz.”
Toprak ve Yürek: “Akıl hastanesine yatırmak lazım. Mutlu yaşayan insanlardan ne istiyorsun? Mutlu değilsin diye, başkaları da mı öyle olsun.”
Can: “ Evet hastayım. Çünkü yaşadığım coğrafyanın toprağını iliklerime kadar hissetmek istiyorum, hayat ağacın dalına tutunmak ve kokusunu ciğerlerime kadar çekmek istiyorum, âşık olduğum zaman yüreğimin çarpıntısını kâinat duysun istiyorum.”
“ Kaderimiz yazılı olan mı yoksa yazan kendimiz mi? ”
Yürek: “ Herkesin atan damarındayım, ama sana şah damarından yana yakınım.”
Toprak: “Herkesin üstüne örterim, ama senin ruhunu ömür boyu bereketimle sularım.”

Hacer Taşdemir

Bu yazıyı okudunuz mu?

Söz-el

Aşk dediğin sözelci/günler değil göz elçi sayısız bakışmalar/satamaz hiçbir çerçi alıp götürür onu/gönül dediğin terki …