Söyleşi: Nurhan Karanfil
Akademinin sessiz koridorları ile ney nefesinin buluştuğu bir çizgide yol alan; araştırma görevlisi, neyzen ve eğitici Hüseyin İzci’yi gelin birlikte tanıyalım.
Bu söyleşide, bilginin ve sesin kesiştiği bu yolculuğa, neyin hayatındaki yerine ve genç bir akademisyenin dünyasına kulak veriyoruz.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Biraz geriye gidelim: Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Sizi şekillendiren şeyler nelerdi?
Hüseyin İzci: Dokuz yaşımdayken babamın görevi nedeniyle Paris’e gittik ve orada dört yıl yaşadık. Babam orada bir Türk müziği korosundaydı. Onlar konserler verirken ben de şehir şehir, hatta ülke ülke onlara eşlik ediyordum. Çok küçük yaşta olmama rağmen provalarına katılıyor, çekimlerini yapıyordum. Müzik kulağımın o dönemde yavaş yavaş şekillenmeye başladığını söyleyebilirim.
Türkiye’ye döndüğümüzde 7. sınıftaydım. Müzik derslerinde flüt ve melodika ile aklıma gelen her parçayı rahatlıkla çalabildiğimi fark ettim. Daha sonra babamın görevi nedeniyle Muş’taydık. 2013 yılında, şu an Ayasofya müezzini olan Şükrü Aslıeren hocalarımız Muş’a konsere gelmişlerdi. Konser sonrasında babamla birlikte onlarla oturma fırsatımız oldu. Babam bana, “Koş oğlum, flütünü al da gel,” dedi. Blok flütümle hocalara birkaç parça çaldım. Ben yanlarından ayrıldıktan sonra babama, “Oğlunuzun kesinlikle müziğe yeteneği var, tam zamanı; hemen ney eğitimine başlatın,” demişler. Bu tavsiye üzerine babam bir gün bana sürpriz yaptı ve böylece ney ile tanışmış oldum.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Çocukluk ya da gençlik yıllarınızda müziğe ya da sanata dair bir ilginiz var mıydı?
Hüseyin İzci: Aslında ilk soruda da belirttiğim gibi müzikal altyapım bu şekilde oluştu. Buna ek olarak babamın din görevlisi olması da büyük bir etken. Küçüklüğümden beri evimizde Kur’an-ı Kerim okunur, ilahiler söylenirdi. Bu ortam kulağımın gelişmesinde ve musiki yönümün oluşmasında çok etkili oldu.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Hayata bakışınızı etkilediğini düşündüğünüz bir dönem ya da kırılma anı oldu mu?
Hüseyin İzci: Kesinlikle oldu. Lise yıllarımın bir kısmı Samsun’da geçti. Orada daha çok kendi imkânlarımla ilerlemeye çalışıyordum. Üç yılın ardından Kayseri’ye taşındık ve bu benim için gerçek bir kırılma noktası oldu. Çünkü çok daha iyi hocalarla çalışma imkânı buldum.
Anadolu Lisesi’nde okurken okul yönetimi de bana büyük destek sağladı. Haftalık müzik çalışma tempom ciddi şekilde arttı. Kayseri’ye taşınmam ve ardından konservatuvarı kazanmam hayatımdaki en önemli dönüm noktalarıdır.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Akademik yolculuğunuz nasıl başladı? Bu alana yönelmenizin sebebi neydi?
Hüseyin İzci: Akademisyenliği lise yıllarımdan beri istiyordum. Hedefim her zaman netti: “Mezun olduktan sonra akademisyen olmak istiyorum.” Konservatuvar boyunca yoğun bir çalışma temposu içinde oldum. Günde ortalama 7–8 saat ney üflediğim zamanlar oldu. Yoğun dönemlerde bu süre 10–15 saate kadar çıkıyordu.
Bu alana yönelmemin temel sebebi, akademiye ve araştırmaya olan ilgimdir. Ayrıca yurt dışı geçmişimin sağladığı dil avantajını da akademide kullanmak istedim. Mezuniyet sonrası okul birinciliğiyle birlikte bu göreve başlamam bu sürecin doğal bir sonucu oldu.
________________________________________
Nurhan Karanfil: “Ben bu yolda devam edeceğim” dediğiniz bir an oldu mu?
Hüseyin İzci: Aslında tek bir an yok. Bu süreç daha çok kendiliğinden gelişti. Ney üflemeye başladığım ilk günden itibaren her gün düzenli çalıştım.
Lise döneminde babam bana farklı meslek alternatifleri sorduğunda, “Bana işsiz kalacaksın deseler bile konservatuvar okumak istiyorum,” demiştim. Babam da bu kararlılığımı görerek beni her zaman destekledi.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Ney ile tanışmanız nasıl gerçekleşti?
Hüseyin İzci: Babamın sürpriziyle gerçekleşti. Neyimi dolabın arkasına saklamış ve sonra çıkarıp bana vermişti. İlk altı gün hiçbir ses çıkaramadım ve “Bu ney bozuk,” dedim. Babam bir neyzen arkadaşını aradı ve telefonda verilen tariflerle çalışınca ilk sesi çıkardım. O günden sonra ney benim hayatımın bir parçası oldu.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Ney sizin için ne ifade ediyor?
Hüseyin İzci: Ney benim için doğanın sesidir. Kamıştan yapılıp sadece nefesle ses veren çok özel bir enstrümandır. Ney üflerken içimdeki duyguları dışarıya aktarıyormuşum gibi hissederim. Bana eğlenceden çok derin bir huzur verir.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Yoğun ve düşünce dolu günlerde ney size ne sağlıyor?
Hüseyin İzci: Günüm ne kadar yoğun olursa olsun mutlaka ney için zaman ayırırım. Bu, bana disiplin kazandırır ve zihnimi toparlamamı sağlar. Ney üflerken sadece ona odaklanırım ve bu süreç zihinsel bir arınma sağlar.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Akademi ile müzik arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Hüseyin İzci: Türk müziğinde meşk sistemi çok önemlidir. Ancak günümüzde bu bilgilerin kalıcı olması için yazılı kültür büyük önem taşır. Akademi, bu birikimi gelecek nesillere aktarmanın en güvenli yoludur. Bu nedenle akademi ile müzik arasında güçlü bir köprü olduğunu düşünüyorum.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Öğrenci yetiştirmek sizin için ne ifade ediyor?
Hüseyin İzci: Öğretmeyi bir sorumluluk olarak görüyorum. Hocalarımın bana kattıklarını öğrencilerime aktarmayı bir borç olarak hissediyorum. Aynı zamanda öğrencilerden de çok şey öğreniyorum. Her öğrencinin kendine özgü bir icrası vardır ve bu süreç benim için çok öğreticidir.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Öğrenciler en çok hangi noktada zorlanıyor?
Hüseyin İzci: En çok zorlanılan noktalardan biri “sol (rast)” sesidir. Bunun dışında nefes kontrolü, çarpma teknikleri ve perde uyumu da süreç içinde zorlayıcı olabiliyor. Ancak düzenli çalışmayla bunların hepsi aşılabilir.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Solfej ney öğrenirken neden önemlidir?
Hüseyin İzci: Solfej, müzikte kulağın ve zihnin gelişmesini sağlar. Enstrümana doğru sesi aktarabilmek için gereklidir. Solfej yapmayan öğrenci ezbere yönelir ve gelişimi sınırlanır.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Gençlerin neye ve geleneksel müziğe ilgisini nasıl görüyorsunuz?
Hüseyin İzci: Gençlerin ilgisini oldukça olumlu görüyorum. Eğitim artık daha küçük yaşlara kadar indi. Online dersler de bu süreci destekliyor. Yeni neslin bu alanda daha bilinçli yetiştiğini düşünüyorum.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Akademik çevrede müzikle uğraşmanız nasıl karşılanıyor?
Hüseyin İzci: Akademisyen olup müzik alanında çalıştığımı söyleyince insanlar genellikle şaşırıyor. Ancak müzik, teorisi ve disiplini olan ciddi bir akademik alandır. Müzikoloji, usul, makam ve diğer alanlarla oldukça geniş bir yapıya sahiptir.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Sizi hayatta en çok besleyen şey nedir?
Hüseyin İzci: En çok besleyen şey müziktir. Bunun yanında kitap okumak, araştırma yapmak ve spor da hayatımda önemli yer tutar. Spor özellikle nefes kontrolü açısından ney icrasına katkı sağlar.
________________________________________
Nurhan Karanfil: İleriye dönük hedefleriniz nelerdir?
Hüseyin İzci: Akademik olarak daha ileri seviyeye ulaşmak ve uluslararası yayınlar yapmak istiyorum. Sanatsal olarak ise ney icramı daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve kalıcı projeler üretmeyi hedefliyorum.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Geleneksel sanatların dijitalleşen dünyadaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hüseyin İzci: Dijitalleşme hem büyük bir fırsat hem de risk içeriyor. Bilgiye erişimi kolaylaştırırken aynı zamanda yüzeysel içerikleri de artırıyor. Önemli olan geleneğin özünü koruyarak dijital dünyayı doğru kullanmaktır.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Ney üflemeye yeni başlayacak olanlara tavsiyeniz nedir?
Hüseyin İzci: En önemli tavsiyem sabırdır. Ney zaman isteyen bir enstrümandır. Ayrıca mutlaka doğru bir hoca eşliğinde çalışılmalıdır.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Sanatın insan ruhu üzerindeki etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hüseyin İzci: Müzik ruhu iyileştirir. Tarihimizde de bunun örnekleri vardır. Neyin sesi insanı dinginleştirir ve ruhsal denge sağlar.
________________________________________
Nurhan Karanfil: Son olarak bu röportajı okuyanlara ne söylemek istersiniz?
Hüseyin İzci: Herkesin kendini ifade edebileceği bir sanat alanı olmalı. İnsanlar içlerindeki sanat ışığını kaybetmemeli ve kültürel değerlerine sahip çıkmalıdır.
Bu söyleşi, Hüseyin İzci’nin akademi ve sanat arasında kurduğu dengeli yolculuğu bütünlüklü bir şekilde görünür kılmaktadır. Kendisine teşekkür eder, akademik hayatında başarılar dileriz.
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi


