Vuslattan gelirse yalnızlık, başka nereye sığınırsın?
Her mevsiminden bir yaprak daha yolunduğunda ağaçları karanlık.
Cam silüetinden seyredemiyorsun martıları. Güneşleri, burukluğunu kesiyor tünellerinin. Geçmişte durulmayan o trendesin. Meçhule akan hatıraları, acılarından geçiyor her durağı. Sevdiklerin damlıyor kapılarından bir bir! Tutamıyorsun! Kendini bıraktığın tüm şehirde, kimsesizliğin ayazı yutuyor hislerini. Doğrulamıyorsun! Köreldiğin kuyulardan gürlüyor zaman. Şimdi, rüyalar görüyor yalnızlığını. Vagonlar daralıyor ağlamalarında. Yalnızca bugünün biletini uzatıyor gamları. Tekrar tekrar kamçılayarak sevgindeki kayıpları. Kanırtarak, için için. Aksettirerek, yaralayarak aklaşmış saçlarını. İttirerek sarılmalarını. Ezerek ömrü yadını. Sen, sende çürüyorsun, darmadağın. Son durak yok aslında, biliyorsun. Ait olduğun limanları yok. İşte sen, sensizliği yılıyorsun.
Şimdi, trenler çarpıyor yürüyüşlerine. Tırmanışlarına yuvarlanıyor heybesi. Özlemler ağarıyor dağlarında. Sığınamamak içiyor sararan sularını. Sen, vicdanı yazıyorsun kanadına. Kışları kışıyorsun şakaklarında. Yolları yolluyorsun lal tutmuş tutukluğuna. Vedalar elvedasız. Vedaları vedalıyorsun kitabında. Gitmeleri gidiyorsun bir sahra susuzluğunun. Kalbinde durup gurbet küt küt çoğalan. Sen, gülmeleri dağıtıyorsun gözyaşı doruğunda. Sen sende ölüyorsun her an daha cümlesiz, her an daha sığ ve dehliz ve her an daha kurak!
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi

