Kulluk makamı hariç, bütün makamlar ölünce yok olurlar.
İnsan öz benliği ile başbaşa kalır. Yaşadığını hülasasının karşılığını alır. Bu kadar kavgaya gürültüye gerçekten değmez hayat. Kavgaların üzerine kurulu bir hayat devamlı hareket isteyen, insanın yaratılışındaki kutsallığına zarar veren bir devinime dönüşür. Her kavga, her savaş büyük emek ister. İnsanın en büyük savaşı nefsi ile olması gerekirken, nefsinin oluşturduğu sahtelikler, sanallıklar üzerine kurulu geçici zaferlere doğru dört nala koşar insan. Durmak bitmeyen bir iştahla, ilerledikçe, elde ettikçe daha yükseğini hedefler. Bütün dünyayı kazanmış olsa bile diğer gezegenlere, diğer galaksiler hatta evrenin tümüne hakim olmak isteyecek bir nefsi büyütür insan kendi içinde. İnsanın nefsinin oluşturduğu isteklerinin kuyusu binlerce evren atsanız binlercesini daha ister. Doymak bilmez. Finalde gelinen nokta da ruhun madde alemindeki gücü bedeni iken bu bedeninde süresi belli iken sonsuzluğu bu dünyada düşlemek, hayal etmek ve madde aleminde ölümsüzlük istemek haddi aşmaktır. Nafile bir çabadır. Verilen can mutlak alınacak ruh asli memleketine doğru yola çıkacaktır. Bu dünyanın insana ayrılan sürenin sonunda madde alemindeki başarılarınızın değerlendirilmesi ilahi nizam ve adalete göre yapılacak kulluğunuzun mukaddesatı size karşılık olarak ne eksik ne fazla tastamam dönecektir. Takılmak makamlara, takılmak dünyanın tüm hırslarına insanlığımızı unutmamıza temel teşkil ediyorsa, hırslarınızdan vazgeçin ruhunuzu özgür bırakın. Ölüm en büyük özgürlüktür tüm dünyanın derdinden sizi kurtarır. Kulluk makamı, bütün makamlardan üstündür. Bütün makamlar bu dünyadan gittiğinizde geri dönmemek üzere yok olacaktır. İnsanın asli sureti tastamam sonsuzlukta ortada ay gibi parlayacaktır.
26.07.2026
Gencay COŞKUN
Düşünce geceden mirastır.
Gece özgürlüğe en rahat yürüdüğüm zamanlardır. Bütün sesler sadeleşir, ortalık durulur, insan kendi ile başbaşa kalır. Karanlıkların içinde düşünceler ile herşey daha net gözükür. Kalbindeki tüm savaşlar durulur. Bir nefes aralığıdır. Herkes uykudadır. Sense ayakta, sonsuza yürüyüş devam etmektedir. Gerçeğin farkında olanların mesaisi yeni başlar. Sözler, cümleler, satırlar dökülür insanın yüreğine. Yürekten sayfalara geçen büyük bir iç göç başlar. Zamana bırakılan dipnotlar. Herkes okusun diye değil, sadece muhatabını bulsun diye yazılır. Kalabalıkların içinde çok az insan haricinde gerçeği ve hakikati bilenler çok yoktur. Bu nadir insanların, gerçeği bilenlerin ruhu darlanır, göğsü sıkışır, kabına sığmaz taşmak isterler. Lakin içlerindeki iyi olma telaşı bu taşkınlığı dizginler. Seller ve felaketler hepsi insanın içinde zuhur eder. Dışarı atabilmek mümkündür gecelerde. Dostların eteklerinde bir dinlenme zamanın olur. Kişi öğrendikçe ve bildikçe kendi sınavını kendi çilesini de taşır sırtında, yürüdüğü yollarda attığı adımlarda. Sanırım nefes aldıkça yürümek çok güzel. Hele bir de yağmur varsa muhteşem ve tüm bunları yazmak ve yazabilmek muazzamdır. Kalemi tutturan, kelimeleri yazdıran Rabbime sonsuz şükürler olsun.
26.07.2026
Gencay COŞKUN
Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi


